George Lucas’ı Ne Kadar Yakından Tanıyorsunuz?

330
Görüntülenme
george lucas kimdir

Star Wars’un yaratıcısı olarak tanıdığımız George Lucas’ın hayatını daha detaylı bir şekilde incelemeye ne dersiniz?

George Lucas Kimdir?

George Walton Lucas Jr., 14 Mayıs 1944 tarihinde Kaliforniya’nın Modesto kentinde, Ellinore ve George Sr. çiftinin ilk ve tek oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Ailenin etnik kökenleri Avrupa’ya dayanmaktadır. Ünlü yönetmen kariyerinin ilerki yıllarında bu kültürden etkilenip filmlerine de yansıtacaktır.

george lucas bebeklik

Çocukluğu ve Film Tutkusu

Film hayranlığından çok önce araba ve motor yarışlarına merak salan Lucas, okuldan sonra boş bulduğu her dakikayı pistlerde yarışarak ya da garajlarda araba mekaniğini öğrenerek geçirdi. 12 Haziran 1962 gününe kadar araba yarışı kariyeri için çabalayan Lucas, o gün geçirdiği kazayla ölümden dönünce, bir daha yarış arabasına binemedi.

Yarış kariyerine ilgisini kaybetti ve Modesto Koleji’nde antropoloji, sosyoloji ve edebiyat alanında dersler aldı. Burada arkadaşlarıyla birlikte 8 mm kameralarla kısa filmler ve araba yarışlarını çekmeye başladı.

Bu sıralarda Canyon Sineması’nı keşfeden George Lucas, burada Godard, Truffaut ve Fellini gibi Avrupa’nın yeni jenerasyon yönetmenlerinin filmlerini izleyerek sinemaya olan aşkını kuvvetlendirdi. O dönemde bütün derslerini sinema üzerine kuran nadir üniversitelerden biri olan University of Southern California School of Cinematic Arts’a transfer oldu.

Burada daha sonradan beraber üne kavuşacağı Steven Spielberg’le arkadaş oldu. ‘Deneysel’ yönetmenlerden ilham alarak filmlerinde ışık, renk, hareket, zaman ve mekân düzlemlerini bükebileceğini gördü. Doğal ve gerçekçi bir anlatımın dışına çıkarak sinemada daha dinamik ve özgün bir ses olma yolunda adımlar attı.

George Lucas ve ‘Cinéma Pur’

george lucas gencligi1967’de güzel sanatlar diploması ile mezun olan Lucas, Hava Kuvvetleri’ne katılmaya çalıştı. Ancak birikmiş hız cezaları sabıkasına yazıldığı için alınmadı. Daha sonra Vietnam’da savaşmak için orduya alındı fakat yapılan muayeneler sonucunda diyabetik olduğu görüldü ve ordudan çıkartıldı.

‘Cinéma Pur (saf sinema) olarak adlandırılan Fransız akımının tutkunu oldu. Olay örgüsü, karakterleri, motivasyonu ve de bazen diyaloğu olmayan filmler izledi. Bu tekniği benimseyen George Lucas, hikâyeden çok görsel olarak montaj, kamera hareketleri ve teknikleriyle izleyicilerde duygu yaratmayı tercih etti.

Filmlere şiir gözüyle baktı ve kendisine ‘yönetmen’ değil, ‘film yaratıcısı’ denmesini istedi. Kariyerinin devamında filmin hikayesini görsel öğelerden daha önemsiz sayması eleştirmenler ve hayranları tarafından da eleştirilecekti.

Donanmanın deniz kolunda filme meraklı askerlere görüntü yönetmenliği ve belgesel yapımı alanlarında ders veren Lucas, öğretmenliğe devam ederken Electronic Labyrinth: THX 1138 4EB adlı bir kısa film çekti. Filmle Ulusal Öğrenci Film Festivali’nde birincilik ödülü alan Lucas, bunun üstüne Warner Bros. tarafından burs/staj da kazandı.

thx 1138 george lucas

Lucas’ı seçeceği bir filmin setine davet eden stüdyo, George Lucas’a filmde çalışması için de fırsat verdi. Başka bir sinema mezunu olan Francis Ford Coppola’nın 1968 yapımı Finian’s Rainbow filmini seçti. Ayrıca günümüzde en iyi müzik belgesellerden biri olan Rolling Stones grubunu konu alan Gimme Shelter filminde de kamera operatörlüğü yaptı.

1969 yılımda Warner Bros.‘da çalışırken tanıştığı editör Marcia Lou Griffin ile evlendi. Aynı sene kısa filmi THX 1138 adıyla uzun metraj haline getirdi. Staj yaparken tanıştığı Coppola ile American Zoetrope adlı bir stüdyo kurup Fransız kültüründe gördüğü akımı burada özgün yönetmenlerle kurmaya çalıştı.

Baskıcı stüdyo sistemine karşı çıkan bu ekip daha sonra sinema tarihinin en iyi yönetmenleri arasında gösterilecek isimleri yanına çekti. Bunların arasında Lucas, Coppola, Lucas’ın üniversiteden arkadaşı Steven Spielberg ve bu stüdyo aracılığıyla tanıştığı Martin Scorsese de var.

American-Zoetrope
American Zoetrope

THX 1138 gişede büyük bir başarısızlık gösterdikten sonra, Lucas kendi şirketini kurup kendi istediği filmleri kendi tarzında yapmaya karar verdi. Lucasfilm adıyla şirketini açıp American Graffiti adında ikinci uzun metraj filmini çekti.

1973 yapımı film, Modesto Kaliforniya’da birkaç liseli gencin maceralarını anlatıyordu. Film, Lucas’ın ilk filmi olan bilim-kurgu, deneysel ve düşündürücü THX 1138’in tam tersi bir şekilde onun için kişiseldi. Gençlere hitap eden film gişede çok başarılı oldu.

Star Wars’un Hikayesi

Bir sonraki filmi için küçükken hep televizyonda izlediği fantastik dizi Flash Gordon’ı beyaz perdeye uyarlamak istedi. Dizinin telif hakkını alamayınca kendi fantastik hikayesini yazmaya karar verdi. Bu ütopik bilim-kurgu hikayesine Adventures of Luke Starkiller, as taken from the Journal of the Whills, Saga I: The Star Wars adını verdi. Bir önceki filminde stüdyoya para kazandırıp başarı sağlamasına rağmen hiçbir stüdyo filmi çekmeye yanaşmıyordu. Çoğu stüdyodan ‘kimse böyle bir filmi çekmeyecek’ yorumunu duyan Lucas, son olarak 20th Century Fox’un kapısını çaldı.

george lucas star wars

American Graffiti’nin büyük hayranı olan yapımcı Alan Ladd Jr.’ın ilgisini çeken proje, 11 milyon bütçe verilerek Lucas’ın ellerine bırakıldı. Lucas’ın senaryosuna ilgi gösteren tek yapımcı olan Ladd, Lucas’a tek notu olarak ‘adının uzun olduğunu ve kısaltması gerektiğini’ söyledi. Lucas, senaryonun üstündeki uzun başlığın üstünü bir kalemle çizdi ve sayfaya büyük harflerle sinema tarihini kökünden değiştirecek iki kelime yazdı: Star Wars (Yıldız Savaşları).

Kimsenin başarılı olacağı gözle bakmadığı film, kısa bir reklam sezonundan sonra 25 Mayıs 1977’de vizyona girdi. Jaws’ı geçerek 775 milyon dolar (şu an 1,3 milyar dolara eş değer) hasılat yaparak gelmiş geçmiş en başarılı film ünvanını aldı. Film, Lucas’ın önceki filmlerindeki kişisel motifler ve deneysel film yapımını birleştirerek teknik anlamda sinemada yeni bir çığır açtı. Başında filmin arka hikayesini açıklayan yazılarla, ‘Force’, ‘Jedi’ ve ‘Sith’ gibi terimleri sözlüğe kazandırmasıyla, izleyenlerin hayal gücünü zorlayacak boyutlarda evrenler ve karakterler yaratmasıyla Lucas, hem kendi dünyasını yarattı, hem de izleyenlerin bu dünyayı benimsemesini sağladı.

star wars lucasfilm
George Lucas ve Mark Hamill Tunus’ta film setindeyken. Photo: LUCASFILM

11 dalda Oscar adaylığından 7 ödülle ayrılan film, ‘çocukça’ olarak nitelendirilen bilim-kurgu/fantezi türünü de tekrardan ait olduğu yere koydu. Hatta ‘space opera’ (uzay operası) denilen bir alt tür yarattı. Lucas, En İyi Yönetmen ve film En İyi Film dallarında aday olurken; Lucas’ın eşi En İyi Editör ve Lucas’la her filminde iş birliği yapacak olan John Williams En İyi Orijinal Film Müziği Oscarlar’ını evlerine götürdü.

Film için 150.000$’a anlaşan Lucas, filmin başarısını gördükten sonra hisseden bir yüzde istedi. Satılan her oyuncak, tişört, poster ve figürden pay almayı talep eden Lucas’ın teklifi, üst yapımcılar açısından endişe uyandırsa da bu film serisini kaybetmek istemeyen stüdyo teklifi kabul etti. George Lucas’ın bu hamlesi onu genç yaşta milyoner ve yıllar geçtikçe bir milyarder yapacaktı.

George Lucas ve Pixar

Bu akıl almaz hasılattan sonra animasyon stüdyosu Pixar’ı kurdu. Lucasfilm’in alt bölümlerinden biri olan stüdyo Young Sherlock Holmes (Genç Sherlock Holmes) ve Star Trek II: The Wrath of Khan (Uzay Yolu II: Han’ın Gazabı) filmlerinin özel efektlerini yaptı. Yapım şirketi, kuruluşundan yedi yıl sonra 1986’da Apple kurucusu Steve Jobs tarafından 5 milyon dolara satın alındı. Lucas gözünü ses sistemlerine dikti. Filmden hemen sonra aldığı araziye yaklaşık 100 milyon dolar tutarında bir ev dikti. Burayı özel efekt ve ses sistemlerini geliştirmek için kullanan Lucas, bu gizli yere Skywalker Ranch adını verdi. Ses efektleri için THX ve özel efektler için Industrial Light & Magic adında şirketler kuran Lucas, bu yatırımlarını günümüze kadar aktif bir şekilde gelmiştir.

george lucas pixar

İlk filmin bütün beklentileri aşan başarısından sonra hemen devam filmi çalışmalarına başlayan George Lucas, James Bond serisinde olduğu gibi her filmi farklı bir yönetmene emanet etmenin her filmde taze ve yeni bir bakış açısı yaratacağını söyledi. Projeyi sadece yazar ve yapımcı olarak takip etti ve filmin yönetmen koltuğunu genç Irvin Kershner’a bıraktı. Kershner teklife şaşırıp Lucas’a: ‘Neden ben?’ sorusunu sordu. Lucas’ın yanıtı: ‘Sen Hollywood değilsin.’ oldu. Lucas’ın sette bir yapımcıdan daha çok yönetmen olarak rol aldığı haberleri çıksa da film Kershner’in yönetmenliği altında, 1980 tarihinde, yine mayıs ayında The Empire Strikes Back (İmparatorun Dönüşü) adı altında vizyona girdi.

Üçlemeden sonra bu film ‘en karanlık’ ve ‘en iyi hikâyeye sahip’ olanı olduğu konuşuldu. Filmde, Sith Lordu Darth Vader ve Jedi çırağı olan Luke Skywalker’ın arasındaki ilişki de açıklandı. Lucas filmi izleyenlerin bu sürpriz hikâye noktasını paylaşmamalarını ve izlemek isteyenler için bunu bozmamalarını istedi. Bir fenomen haline gelen film serisi, kitaplar, kutu ve kart oyunları, oyuncaklar, havlular, çoraplar ve benzeri her yere yayıldı. Popüler kültürün içine dahil olmadı; popüler kültürü yarattı. Herkesin aklına ‘lightsaber’ (ışın kılıcı) ve onun çıkardığı ses efektlerini kazıdı. Film, başlı başına bir teknik başyapıtı oldu.

Empire_Strikes_Back

Üç sene sonra Lawrence Kasdan ile senaryosunu yazdığı Return of the Jedi (Jedi’ın Dönüşü) 1983’ün tekrardan mayıs ayında vizyona girdi. Seriyi bu üçüncü filmle toparlayan Lucas, filmin yönetmen koltuğunu yine bilinmeyen bir isim olan Richard Marquand’a emanet etti. Filmin ikinci yarısı, serinin önceki filmlerinin karanlık tonuna uymadığı için eleştirildi. Bu serinin mutlu, neşeli ve risk almamış bir şekilde tamamlanmış olması bazı film eleştirmenleri arasında olumsuz yorumlar aldı. Üçlemeden sonra George Lucas, Star Wars için planını açıkladı. Bu seriyi 12 film olarak devam ettirmek istediğini söyledi ve bu üçlemenin hikâyenin başı değil, ortası olduğunu vurguladı.

star wars

Star Wars Sonrası

Devam filmleri arasında başarılı yönetmen arkadaşı Spielberg için bir arkeoloğun maceralarını anlatan bir hikâye geliştirdi. Indiana Jones adını verdiği karakterin ilk serüveni olan 1981 yapımı Raiders of the Lost Ark (Kutsal Hazine Avcıları) vizyona girdi. Indiana Jones karakteri için American Graffiti’de küçük bir rolü olan ve Star Wars’ta Han Solo karakterini canlandırarak Hollywood listelerinin üstüne oturan Harrison Ford’u seçti.

Star Wars’tan sonra başarılı bir seriye daha imza atan Lucas, 90’ların sonuna kadar sadece yapımcılıkla uğraştı. Sırasıyla olmak üzere 1984’te Temple of Doom (Kamçılı Adam), 1989’da The Last Crusade (Son Macera) filmlerini yapıp bu üçlemeyi de kapattığını açıkladı. Fakat 2008’de bu seriye geri dönüp çoğu eleştirmen ve hayrandan tepkiler alacaktı.

Indiana Jones Raiders of the Lost Ark

1987’de eşiyle boşanma anlaşmasından sonra servetinin büyük bir bölümünü kaybeden Lucas, 12 filmlik seri planlarını iptal ettiğini açıkladı. Fakat yıllar geçtikçe etrafında Star Wars’un popülerliğini ve hala bu seriyi önemseyen insanlar olduğunu gördüktekten sonra 93’te bir üçleme daha yapıp bu film serisini bir ‘saga’ya dönüştüreceğini açıkladı.

Darth Vader yani Luke Skywalker’ın babası Anakin’in hikayesini inceleyeceğini söyleyen Lucas, çalışmalara başşadı. 1997’de ilk filmin 20. yıl dönümünü kutlamak için orijinal üçlemede özel efekt ağırlıklı değişiklikler yapıp ‘Special Edition’ adı altında piyasaya sürdü. İlk üçlemenin adlarını da serinin ortası düşüncesine uyması için değiştirdi.

Star Wars, Star Wars: Episode IV- A New Hope;

The Empire Strikes Back, Star Wars: Episode V- The Empire Strikes Back;

Return of the Jedi, Star Wars: Episode VI- Return of the Jedi olarak değiştirildi.

star wars special edition

Filmin isimlerine bölümlerin rakamlarını koyması ve filmin içeriğinde hayranların sevdiği sahneleri kötü CGI (bilgisayar üretimli imgeler) ile doldurması çoğunluk tarafından beğenilmeyerek topa tutuldu. Orijinal üçlemenin DVD’lerde satılmasını isteyen hayranlar, George Lucas’ın ‘orijinal üçlemenin dokunulmamış hali ortada yok, hepsi yakıldı veya atıldı’ cümlesini duyunca şoka uğradı. Hala günümüze kadar orijinal üçlemenin orijinal halini talep eden hayranlar isteklerine kavuşamadı.

Yeni Üçleme ve Tepkiler

1999 yılında yeni üçlemenin ilk filmi olan Star Wars: Episode I- The Phantom Menace (Yıldız Savaşları Bölüm I: Gizli Tehlike) vizyona girdi. 1983 yılından beri yeni bir Star Wars filmi için yanıp tutuşan hayranlar dünya genelinde filmi herkesten önce izleyebilmek için bilet izdihamı yarattı. Çoğu sinema salonlarının önünde kamp kurup günlerce orada yatan hayranlar bu epik uzay operasının yeni filmine kavuştuktan sonra hayal kırıklıklarını sesli bir şekilde dile getirdiler.

Filmden sonra bu beklentilerini içten içe karşıladıklarına kendilerini inandıran hayranlar, zaman geçtikçe filmin ne kadar zayıf olduğunu gördüler. Boş hikayesi, karışık ve sıkıcı olay örgüsü, beğenilmeyen anlamsız karakterler ve çocuklar için yapıldığı belli olan sahneler yüzünden eleştirilere maruz kaldı.

Star Wars- Episode I- The Phantom Menace
Star Wars: Episode I- The Phantom Menace

İlk filmden böyle olumsuz tepkiler beklemeyen George Lucas, buna rağmen üçlemenin diğer iki filmini de kendisinin yazıp yöneteceğini söyledi. Yıllardır beklenen ilk Star Wars filminin hayal kırıklığı yaratması sonrasında gelecek filmlerin hasılatları da git gide alçalacaktı. Kendi başlarına bakıldığında başarılı olarak adlandırılsa da filmler, ‘bir Star Wars filmi’ gözüyle bakıldığında hem gişede hem de film sitelerinde aldığı tepkilerle hayal kırıklığına uğratacaktı.

2002’de Star Wars: Episode II – Attack of the Clones (Yıldız Savaşları Bölüm II: Klonların Saldırısı) adıyla serinin ikinci, kronolojik olarak beşinci filmi vizyona girdi. Kendi yazdığı versiyondan sonra senaryoyu parlatması için Jonathan Hales’e veren Lucas, film hakkında eleştiriler geldikten sonra bu kararından pişman olacaktı. Film, Anakin’in çocukluktan çıkıp gençliğe girmesini, bu sırada Padme ile aşkını ve yavaşça ‘karanlık taraf’a çekilişini anlatıyor.

Star Wars- Episode II – Attack of the Clones
Star Wars: Episode II – Attack of the Clones

Film yorumcularının küçük bir yüzdesi filmi Phantom Menace’ten üstün bulurken; çoğunluk filme serideki en kötü film gözüyle baktı. Çıktığı tarihte özel efektleri, kostümleri, müziği ve Obi-Wan Kenobi rolündeki Ewan McGregor’un performansı övgüler aldı. Bunun yanı sıra Anakin ve Padme’nin arasındaki romantizm, diyalog ve filmin 2 saat 24 dakikalık süresi eleştirilere maruz kaldı. Dünya genelinde 649 milyon dolar hasılat yapmasına karşın, o yılın hasılat listesinde ilk sırayı alamayan ilk Star Wars filmi oldu.

2005 yılında yeni üçlemenin son filmi olan Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith (Yıldız Savaşları Bölüm III: Sith’in İntikamı) vizyona girdi. Film, Anakin’in tamamen karanlık tarafına geçişini anlattı. Film eleştirmenler ve hayranların büyük bir çoğunluğu tarafından beğenildi. Yeni üçlemenin en iyi filmi olarak görülen Revenge of the Sith, hikâye noktaları, olay örgüsü, aksiyon sahneleri, John Williams’ın her zamanki muhteşem müziği ve tekrardan Ewan McGregor’un performansıyla övgüler aldı.

Star Wars- Episode III – Revenge of the Sith
Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith

Dünya genelinde 848 milyon dolar hasılat yapan filme, dönemin en ünlü film eleştirmeni Roger Ebert tarafından 4 üzerinden 3.5 verilmiştir. Ebert yazısında şöyle diyor:

‘Lucas, ilk iki filmde hikâyeyi politikayla boğduktan sonra bu filmle o tutkunu olduğumuz epik uzay operasına geri dönüş yapıyor. Aksiyon sahnelerinin hikâye için taşıdığı riskler görsel bir şölen ile anlatılırken; John Williams’ın müziği eşliğinde yılın en keyif veren filmlerinden biri oluyor.’

2003 – 2005 yılları arasında Cartoon Network kanalında Star Wars: The Clone Wars (Yıldız Savaşları: Klon Savaşları) adında animasyon dizinin yapımcılığını yaptı. 2008’de ise Jeff Nathanson ile Indiana Jones filmlerine geri dönüp serinin dördüncü filmi olan Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı) yazdı. Spielberg tekrardan yönetmen koltuğuna otursa da film yorumcular ve hayranlar tarafından topa tutuldu.

Aksiyon sahneleri ve dönem kostümlerinin tasarımlarının beğenilmesine rağmen filmin karışık ve anlamsız hikayesi, uyumsuz temposu ve özel efektlerin ağırlıklı olması eleştirilere maruz kaldı. Bu seriye böyle bir filmle bitirmek istemeyen ikili 2020 yılında Harrison Ford ile birlikte beşinci filmi çekeceklerini açıkladı. Filme hikâye veya senaryo bakımından katkıda bulunmayacak Lucas, sadece danışman yapımcı olarak filmde görev alacak.

Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull

2008 – 2014 yılları arasında bir Clone Wars dizisine daha imza atan Lucas, 2012’de hikayesini yazıp yapımcılığını yaptığı Red Tails (Kırmızı Kuyruklar) adlı filmi vizyona girdi. II. Dünya Savaşı zamanında çoğunluğu siyahi olan bir asker bölüğünün hikayesi anlatıldı. Film, hikayesinin zayıflığı ve özel efektlere ağırlığıyla eleştirildi. Lucas’ın yönetmenliğini ya da yapımcılığını yaptığı filmlerin çoğunda bu eleştiriyi görmek mümkün.

2012 senesinin ocak ayında büyük bütçeli Hollywood filmlerini yapmayacağını açıklayan George Lucas, küçük ve bağımsız filmlere geri dönmek istediğini belirtti. Senenin sonunda Lucasfilm şirketini 4.060.000.000 dolar karşılığında Disney’e satan Lucas, şirketinin başkanlığından da ayrıldı. Başkanlık koltuğuna önceden yönetmen arkadaşı Spielberg ile çoğu filminin yapımcılığına yapmış Kathleen Kennedy geçti. Şirket yeni yönetim altında yeni Star Wars filmleri yapacaklarını açıkladı.

george lucas star wars disney

George Lucas şirketi sattıktan sonra paranın büyük bir bölümünü hayır kurumlarına dağıtacağını açıkladı. Çoğu kuruluş ondan bağış aldığını belirtse de dağıttığı meblağ kesin bir şekilde açıklanmadı. Kendi adındaki şirketini sattıktan sonra film yapımcılığını da bırakan Lucas, sivil toplum örgütleriyle birlikte dünya üzerinde adaletsizliği, açlığı ve ayrımcılığı sonlandırmak için çalışmalar yaptı.

2015’te sürpriz bir hareketle bir animasyon filmin hikayesini yazıp Skywalker Ranch’te filmi gerçekleştirerek yapımcılığını yaptı. Kariyerindeki ilk ve tek müzikali olan Strange Magic (Tuhaf Bir Sihir), kariyerindeki son filmler gibi eleştirmenler ve hayranlardan olumlu yorumlar almadı.

2015 Aralık’ında Star Wars: The Force Awakens (Star Wars: Güç Uyanıyor) vizyona girdi. JJ Abrams’ın yönetmenliği eşliğinde beyaz perdeye yansıyan film, hayranların çoğu tarafından beğenildi. Yine de orijinal üçlemeyle çok sayıda benzerliğe de dikkat çeken hayranların bu yorumunu George Lucas da verdiği bir röportaj da paylaştı.

Ben yeni filmlerin ‘yeni’ olması için çok uğraştım. Farklı gezegenler, farklı olaylar, farklı uzay gemileri… Yeni ve güncel bir film olsa da hala eski filmlerin ‘retro’ havasından kurtulamamış.’

Bir sene sonra çıkan Rogue One: A Star Wars Story (Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi)’i daha çok beğendiğine dile getiren Lucas, filme ‘her zaman Star Wars evreninde görmek istediğim bir aksiyon filmi’ demiştir. Disney tarafından çekilen yeni filmlerde hikâye bakımından hiçbir katkısı olmadığını söyleyen Lucas, sadece yazar ve yönetmenlere danışmanlık yaptığını dile getirdi.

George Lucas şu an sinema sektöründeki elini tamamen çekmiş durumda. Gelecek yıllarda da film yapmaya geri dönmeyi düşünmediğini söyleyen Lucas, bakalım yeni bir projeyle Hollywood sahnesinde kendini gösterip bizi şaşırtacak mı?

Küçükken kasetten filmleri izlerdim, sonra CD’lere geçtim, şimdi ise dijital dünyanın içinde kaybolmuş durumdayım. Kendimi bildim bileli ‘Film önerir misin?’ diyen herkese film önerdim. Yemedim izledim, sınavlara çalışmadım izledim, hep izledim. Bazen uyumadım izledim. İyi filmleri takdir etmek için kötü filmleri de izlemem gerektiğini gördüm, o yüzden bazen de istemeyerek izledim. Ortaokuldan itibaren her gün en az 1 film izlemeye başladım. Daha sonra bu film tutkum, film yapma tutkusuna dönüştü. Yaşadığım olumsuz olayları, olumlu tecrübelerimle birleştirip senaryo yazmaya başladım. Kısa filmler yazdım, uzun metraj filmler yazdım, hikayeler ve bir tane de roman yazdım. İnterneti keşfedince filmlerim dışında, başkalarının filmleri üzerinde yazılar yazmaya başladım. Kimsenin okumadığı bir blog açtım ve kimsenin bakmadığı bir YouTube kanalında, kimsenin izlemediği kısa filmlerimi paylaşmaya devam ediyorum.

1 YORUM

  1. […] George Lucas‘ın “Star Wars”u sadece uzay operasının ya da yeni ve heyecan verici bir mitolojik evrenin canlandırması üzerine değildi. Özel efektlerin sunumunu kalıcı olarak değiştirerek, yepyeni bir görsel şölen ortaya çıkardı. Kimsenin başarılı olacağı gözle bakmadığı filmi, blockbuster harikası Jaws’ı geçerek 775 milyon dolar hasılat yaparak gelmiş geçmiş en başarılı film ünvanını aldı. ‘Force’, ‘Jedi’ ve ‘Sith’ gibi terimleri sözlüğe kazandırmasıyla, izleyenlerin hayal gücünü zorlayacak boyutlarda evrenler ve karakterler yaratan, geeklerin tatlı telaşı Star Wars, kültlük koltuğunu kimselere bırakmıyor. […]

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin