Gösterimleri Patlamış, Gözden Kaçan 7 Muhteşem Film 👁️‍🗨️

486
Görüntülenme
underrated filmler

Underrated, gözden kaçan filmler de anılmayı hak etmiyor mu?

Çok beğenilen filmlerin bir çoğu sinema gösterimleri esnasında hakettikleri olumlu eleştirileri almıştır ve salonlarda gayet iyi izleyici rakamlarına ulaşmıştır. Ancak bazı muhteşem filmler ise bu şansı yakalayamayıp, gözden kaçmıştır ne yazık ki. Bir filmin “Box Office” başarısı yakalayamamış olması ise o filmin izlenmeye değer olmadığı anlamına gelmemektedir.

Şimdi karşınızda geçtiğimiz on yıl içinde yayınlanmış olan ve salonlarda kimsenin izlemediği muhteşem, gözden kaçan filmlerden bazıları:

1- FREE FIRE

free fire film

Modern korku klasiklerinden “Kill List”i çeken İngiliz yönetmen Ben Wheatley 2017 yılında yayınladığı “Free Fire”’ı salonlara saldı. Neredeyse hiç kimsenin izlemediği Free Fire, bir kült klasikte olması gereken tüm ögelere sahip bir film. Sadece tek bir depoda geçen filmde yanlış giden bir silah ticareti ve sonrasında gerçekleşenler anlatılıyor. Enteresan mizah anlayışı ve fiziksel komedi dolu Free Fire, ayırdığınız vaktin karşılığını fazlasıyla vermekte.

2- TOMORROWLAND

tomorrowland

Geçtiğimiz on yıl içinden gösterime giren bilimkurgu filmlerinden iyileri içinde yer alanlardan birisi de Tomorrowland. Bilimle kafayı bozmuş genç bir kızla tanışan inzivaya çekilmiş bir mucit olan George Clooney’in yer aldığı filmde ikilinin başından geçen maceraya tanıklık ediyoruz. Brad Bird’in yönetmenliğinde alternatif boyutlar, sürprizlerle dolu senaryosu ve merak uyandıran bilimkurgu konseptleriyle Tomorrowland izlenmeyi hakediyor.

3- Scott Pilgrim vs. The World 

Scott Pilgrim vs. the World

Hakettiği izleyici sayısını bulamayan bazı filmlerin tek günahı olması gerekenden bir kaç sene erken gösterime girmeleri… Daha ilk fragmanı yayınlandığında zamanının çok ötesinde olan Scott Pilgrim vs The World’de de durumun böyle olacağı gayet açık ve netti. Yönetmen Edgar Dwight’ın çizgi roman ve video oyun referanslarıyla dolu filminde kötü adamların patlayıp jetonlara dönüşmesi ve ses efektlerinin ekrana yazılarak verilmesiyle nostalji dolu anlar yaşamamak elde değil.

4- POPSTAR: NEVER STOP STOPPING

Popstar- Never Stop Never Stopping

Uydurma belgesel tarzında olan Popstar: Never Stop Stopping’de Justin Bieber-vari bir popstar olan Andy Samberg’in canlandırdığı Connor’ı izliyoruz. Gösterime girdiği 2016 yılında beklediği ilgiyi bulamayan film zaman ilerledikçe değerini bulacak.

5- DREDD

dredd

İngiliz çizgi roman serisi Judge Dredd’den uyarlanan sade, amansız ve temposu hiç düşmeyen bir bilimkurgu filmi Dredd. Judge Dredd ve stajyeri Judge Anderson’ın uyuşturucu baroniçesi  Ma-Ma’nın kontrolü altında olan devasa bir gökdelende kısılı kalmaları sonrasında gelişenleri izlediğimiz filmde Dredd rolünde Karl Urban; Ma-Ma rolünde ise Game of Thrones’tan tanıdığımız Lena Heady yer almakta. Bu vahşi ve sert filmde giderek artan seviyedeki yaratıcı aksiyon sekansları sizi koltuğunuza kilitleyecek.

6- PREMIUM RUSH 

premium rush

Bisikletli kuryelerin dünyasında geçen bir suç-aksiyon filminin normal şartlarda pek bir şey vaat etmesi beklenmezken Premium Rush’a gelince işler hiç de beklendiği gibi olmuyor. Kötü polis rolünde harikalar yaratan Michael Shannon’ın Joseph Gordon-Levitt’in canlandırdığı bisikletli kuryeyi amansızca takibini izlediğimiz film çok iyi kurgulanmış aksiyon sahneleriyle dolu. Doğrusal olmayan anlatım tarzıyla Premium Rush ayırdığınız zamanın hakkını vermekte hiç de zorlanmayacak.

7- WARRIOR 

savaşçı

Küçüklüklerinde birbirlerinden ayrılan iki kardeşin bir MMA turnuvasında birbirlerine karşı dövüşmeleri konusu ilk başta fazlasıyla klişe gibi gelse de, Warrior sizi allak bullak etmek hususunda hiç de zorlanmıyor. Joel Edgerton ve Tom Hardy tarafından canlandırılan iki kardeşin hikayesinde sadece fiziksel yumrukları değil, bir o kadar da duygusal yumrukları yemiş gibi olacağınız garanti. Koltuğunuza oturmadan mendilleri hazırlamalısınız.

Daha “okuma” kavramından bile bihaberken götürüldüğü altyazılı yabancı filmde tanıştı beyaz perdeyle. Varsın olsun anlamasındı perdeye yansıyanları. Artık zehri almıştı bir kere. O beyaz perde uğruna suyunu çeken harçlıklar çok can yaktı. Iyisi-kötüsü ayırt edilmedi izlendi ne varsa. Kötüsü bilinmeden iyinin kıymeti bilinemezdi çünkü. İzlediği filmlerin sayısı dört haneli sayıları aşalı çok oldu. Arkadaşları imdb yerine kendisini kullanır oldu. Anlatamadığı şeyleri filmlerde aradı, buldu ve yaşadı. Büyüdü sinemacı olmadı ama. Aşkını işle karıştırmak istemedi belki de. Tam tersine mühendis oldu, o da yetmedi doktora bile yaptı. Ya da yapmaya çalışıyor. İkisinden biri...

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin