How We Chat With Your ”İyi Seyirler Diler”: Nazo82 İle Söyleşi

53
Görüntülenme
nazo82

Nazo82 Röportajı

#obiçimröportaj

 

Gökçe: Anonimliği korumak adına Nazo82’nin özel hayatıyla ilgili soru sormamaya karar verdik fakat Nazo82 yazınca ilgili aramalarda çıkan she-who-must-not-be-named-82’in hikayesi nedir?

Nazo82: Ehm öhm… Şöyle diyelim…… The Walking Dead’i Türkiye’de yayınlayan kanal, telif haklarından ötürü Türkçe alt yazı yayınlanmasına yasak koydu. Bu yüzden ben de dizinin çevirilerini bırakmak zorunda kaldım ve o sırada anonim bir arkadaş olan she-who-must-not-be-named-82 ortaya çıkıp çevirilere devam etti.

Gökçe: Platform filmleri ve dizileri hakkında ne düşünüyorsunuz ve Netflix, Hulu, HBO, Amazon gibi bilinen platformlardan severek takip ettiğiniz yapımlar hangileri?

Nazo82: Netflix gerçekten çok güzel bir oluşum fakat yapımlarının genelini -dizi olsun film olsun- geçici seyirlikler olarak görüyorum. Hatta ayılıp bayıldığım Stranger Things dışında bende büyük etki bırakan bir Netflix yapımı yok. Son sezonlardaki hezimetini saymazsak, Alacakaranlık Kuşağı‘nın teknoloji soslu versiyonu olan Black Mirror‘ı da tek geçebilirdim fakat maalesef onu da ruhunu kaybetmiş bir yapım olarak görüyorum artık. O ruhunu da 3. sezonda Netflix’e geçerek kaybetti zaten.

Hulu‘nun yapımlarından tek bildiğim ve çok sevdiğim The Handmaid’s Tale diyebilirim. Tabii o dizi benim için çok zor bir seyirlik çünkü dizide geçen “fantastik” olayların bizim için gerçeklik payı maalesef çok büyük olduğundan kaldıramayıp kapatıyorum bazen.

Amazon hakkında ise hiç yorum yapamayacağım çünkü herhangi bir dizisini izleyip izlemediğimden bile emin değilim. Freelance çalıştığım için ne yazık ki çok düzensiz bir çalışma şeklim var ve boş vakit bulmak benim için altın değerinde olduğundan bir diziye başlamam için gerçekten vaktime değeceğini hissetmeliyim önce.

Sadede gelecek olursam, bu konuda tek geçeceğim tek platform HBO‘dur. Son senelerde beni en derinden etkileyen Westworld de HBO’nun elinden çıkma mesela. HBO’nun cüretkârlığını ve yapımlarının kalitesini geçen bir platform henüz çıkmadı, çıkacağını da açıkçası pek sanmıyorum. Tabii en sevdiğim dizi olan Carnivale‘ı bütçe sorunlarından ötürü 2. sezonda iptal ettiği için onu asla affetmeyeceğim, o da ayrı bir mesele.

Gökçe: http://nazo82.tumblr.com/ için iki aşamalı güvenlik kodu probleminden dolayı artık Tumblr’ına giriş yapamadığınızı duyurmuştunuz. Bundan sonra soru cevaplar nereden ilerleyecek?

Nazo82: Ne yazık ki Tumblr’la yaptığım hiçbir görüşme sonuç vermedi ve şifremi telefonuma göndermedikleri için o adresime giremiyorum. https://nazo82-11.tumblr.com/ diye bir blog daha açtım, artık sevgili anonimlerimi oraya beklerim.

Gökçe: Eminiz yüzlerce mesaj geliyordur bu konuyla da ilgili. Hatta Tumblr’dan bununla ilgili bir yazı da yayınlamıştınız. Altyazı çevirisi yapmak isteyen öğrencilere ve amatörlere tavsiyeleriniz neler? O cevabınızı kısaca tekrar özetleyebilir misiniz?

Nazo82: Kesinlikle tevazu gösterdiğimden değil ama önceden de dediğim gibi bu konularda ahkâm kesmeyi hiç sevmiyorum çünkü ben bu işin duayeni değilim bir şeyi değilim. Fakat ısrarla soran arkadaşlara, önceden de dediğim gibi ancak kendi izlediğim yolu söyleyebilirim. Benim zaten okuldan kalma bir altyapım vardı. Bunun üstüne de, önce alt yazılı dizi/film izleyerek, daha sonra da çeviri yapmaya başlayarak bir şeyler koydum. Artık her şey o kadar gelişti ki (nine mode on), yabancılarla Skype üzerinden görüşüp pratik bile yapabiliyorsunuz. Kelime dağarcıklarını geliştirsinler, bol bol sözlük okusunlar, İngilizce alt yazıyla bir şeyler izlesinler, İngilizce makale vs. okuyup çevirmeye çalışsınlar, İngilizce kitaplar okusunlar vs. Mesela Türkçe çevirisine güvendikleri bir diziyi, filmi veya kitabı kendileri çevirdikten sonra diğer çeviriyle kıyaslayıp yanlışlarına baksınlar. Sürekli pratik yapsınlar, kendilerini geliştirmeye baksınlar.

Gökçe: Şimdiye kadar çevirdiğiniz onlarca belki de yüzlerce yapımın her biri çok kıymetli ama sizi en çok etkileyen 5 film ve 5 diziyi okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

Nazo82: Doğdudur, hepsi benim bebeklerim. :)) Kendi çevirdiklerimden sayacak olursam şunlar aklıma geliyor ilk olarak:
Film:
Mr. Nobody
Take Shelter
Inside Llewyn Davis
The King’s Speech
Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
Dizi:
How I Met Your Mother,
Dexter ve Modern Family’yi saymazsam olmaz zaten, onların manevi yeri bende çok ayrı. Onun dışında da Penny Dreadful ve Olive Kitteridge geliyor aklıma.

#obiçimröportaj serimizin ikinci konuğu olan Nazo82‘ye çok teşekkür ediyoruz.

Kısa film, Tumblr, MUBI, ekşisözlük deneyimlerinden sonra ivedi bir kararla Haziran 2017'de oBiçimSinema'yı kurdum. Filmlerle doldurdum sessizliği. Festivalleri kodladım. Makas-ellerin çocukluğunu bilirim. Film afişlerinden arkadaşlarım oldu, hala da var. Primer'i anlamadım. H.A.L. 9000'i de. (Yapay zekalar daha bulunmamış gibi davranıyorlardı.) Yalnız Matrix'le içli dışlı oldum. (Kim olmamıştır ki?)

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin