Peter Jackson’ı Ne Kadar Yakından Tanıyorsunuz?

65
Görüntülenme
Peter Jackson

“The Lord of the Rings” (LOTR Üçlemesi) ile dünya çapında üne kavuşan ve akademi ödüllerine doymayan Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson’ı yakından tanımaya ne dersiniz?

Peter Jackson Kimdir?

Peter Robert Jackson, 31 Ekim 1961’de Yeni Zelanda’da dünyaya geldi. Annesi ve babası İngiliz göçmeni olan Jackson’ın sinema tutkusu küçük yaşta başladı. Doğum günü hediyesi olarak aldığı Super 8 kamerasıyla arkadaşlarıyla toplanıp kısa filmler çekmeye başlayan Jackson, yönetmenlik kariyeri ilerlediğinde sinema tarihine altın harflerle yazılan bir üçlemenin kaptanlık koltuğunda oturuyor olacaktı.

peter jackson cocukluk
via: academy of achievement

Filmlerle İlk Buluşma

Peter Jackson küçükken fantastik ve canavar filmler ustası Ray Harryhausen’ın filmlerinden ilham aldı. Harryhausen’ın filmlerinde kullandığı pratik efektleri benimseyen Jackson, teknoloji geliştikçe bu teknikleri özel efekt alanına taşıyacaktı. ‘Zombi filmlerinin babası’ olarak bilinen George A. Romero’nun 1978 yapımı Dawn of the Dead (Ölülerin Şafağı) filmini izledikten sonra midesinin bulandığını fakat filme bayıldığını ve büyüyünce bu tarz filmler yapmak istediğine karar verdi.

1933 yılında vizyona giren King Kong’u defalarca kez izleyip, oyuncakları ve hediye olarak aldığı kamerasıyla 12 yaşında filmi stop-motion olarak tekrardan çekti. Filmlere doğan ilgisi ve geliştikçe tutkuya dönüşen bu merakın başrolü olarak King Kong filmini gösterdi.

peter jackson kamera

Jackson, korku alanı dışında komedi türüne de ilgi duydu. Televizyonda Monty Python’s Flying Circus ve Thunderbirds izleyerek büyüdüğünü söyleyen Jackson, uzun metraj filmler yapmaya başlayınca korku ve komediyi birleştirmeyi amaçlayacaktı.

Okul Mu? Sinema Mı?

Okulda spor faaliyetlerine ilgi duymayan Jackson, dersleri de dinlemediğini dile getirdi. Liseye geçtikten sonra tek amacının boş vakitlerini film yaparak geçirmek olduğunu söyledi. 16 yaşında vizyona giren animasyon film The Lord of the Rings’i izledikten sonra filmin esinlendiği kitapları araştırdı. Bu yolla J.R.R. Tolkien’ı ve Yüzüklerin Efendisi romanlarını keşfeden Jackson, okulu bırakmaya karar verdi.

peter jackson cinkograf

Bu sırada II. Dünya Savaşı’nı anlatan The Dwarf Patrol, James Bond parodisi olan Coldfinger ve yerel bir film festivalinde ödül alan yirmi dakikalık The Valley kısa filmlerine imza attı. The Evening Post adlı yerel bir gazetede çinkograf (çoğaltılmak istenilen resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkaran kişi) olarak işe başladı. Kazandığı parayı film ekipmanlarına harcayan Jackson, işe girdikten iki sene sonra 16 milimetre bir kamera alarak ilk uzun metraj filminde prodüksiyona başladı.

Jackson’ın ‘Kötü Zevki’

Jackson, gazetede tam zamanlı bir işi olduğu için sadece hafta sonları Bad Taste (Kötü Zevk) adını verdiği filmin çekimlerini yapabildi. Filmde arkadaşlarını ve kendini de oynatarak cast bütçesini olabildiğince en aza indirip, filmde kullanacağı ‘gore’ adı verilen sahte kan ve organ parçaları efektlerine para ayırdı.

Filmde dünyaya gelip insanları yemeğe dönüştürmeye çalışan uzaylılar anlatılırken, Jackson korku ve komedi elementlerini birleştirerek kendine Sam Raimi’nin tarzına benzeyen bir stil yarattı. Jackson filmdeki bütün pratik efektleri kendi evinde yaptı. Uzaylıların maskelerini kilden şekillendirip annesinin fırınında pişiren Jackson, kullandığı absürt organ ve vücut parçaları için ise sosis kullandı.

bad taste

Bütçesi bittiği için çekimlere ara vermek zorunda kalınan film, New Zealand Film Commission (Yeni Zelanda Film Komisyonu) tarafından finansal katkı yapıldıktan sonra tamamlanabildi. Kuruluşun yöneticilerinden biri olan Jim Booth’un desteğiyle film 1987’de Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimini yaptı. Film telif hakları hızlı bir şekilde on iki ülke tarafından satın alındı ve dağıtıldı. Filmin izleyici kitlesi fazla olmasa da izlenenler tarafından olumlu yorumlar aldı. Düşük bütçeli film yıllar geçtikçe Jackson’ın ülkesi Yeni Zelanda’da kült bir izleyici kitlesi yarattı.

Kuklalar

1987 yılında sevgilisi ve senaryo partneri Fran Walsh ile evlendi ve eşiyle beraber Yeni Zelanda’da stüdyo sistemine giriş yaparak birçok filmin senaryosu üzerinde çalıştı. A Nightmare on Elm Street (Elm Sokağında Kabus) serisinin devam filmini kaleme alan Jackson, partneriyle birlikte Braindead adında bir zombi filmi de yazdı. Projelerin hiçbiri gerçekleşmeyince Jackson, küçük bütçeli bir komedi filmi için kolları sıvadı. Bir realite şovunda çalışan hayvanları anlatan bir müzikal olan Meet the Feebles 1989 yılında vizyona girdi. 750.000NZD (1.000.000$) bütçesiyle kuklalar kullanarak bir parodi filmi yapan Jackson, film hakkında şunları söyledi:

Birkaç yıl içinde stüdyolar için kukla olduğumuzu hissettik, o sistemi eleştirmek ve izleyenleri biraz da güldürmek için böyle bir projeye imza attık. Filmin mizah anlayışı çok karanlık ve sert olduğu için bazı insanları kendinden uzaklaştırabilir.’

meet the feebles

Gelmiş Geçmiş En ‘Kanlı’ Film

1992 senesinde senaryosunu yazdığı zombi filmi Braindead’i vizyona soktu. Film Kuzey Amerika kıtasında Dead Alive adıyla salonlarda gösterildi. Jackson’ın artık imzası olan kanlı, iğrenç, absürt ve hem korkutan hem de güldüren stilini taşıyan Braindead, gelmiş geçmiş en kanlı film olarak sinema tarihine geçti. Filmin çekimlerinde 300 litre sahte kan kullanıldı ve bu rekor hala geçilemedi.

Quentin Tarantino’nun Kill Bill Vol. 1 ve 2 filmleri toplamda 500 litre kan kullansa da tek bir film için geçerli olan rekoru kıramadı. Filmin bu rekoru kırmasını sağlayan sahneler yüzünden filmin DVD’si, İsveç dahil birçok Avrupa ülkesinin film kiralama dükkanlarında kusmuk torbasıyla birlikte dağıtıldı. Günümüzün ünlü korku yönetmenlerinden Eli Roth, kendisine korkuyu sevdiren film olarak bu filmi göstermiştir. 

peter jackson braindead

Başka Bir Jackson

Eşi Fran Walsh’un beyaz perdeye taşımak istediği gerçek bir hikayenin üstünde uğraşan Jackson, bu film için kendi tarzından vazgeçmesi gerektiğini gördü. 1950’lerde Yeni Zelanda’nın küçük bir şehrinde iki genç kızın cinayet soruşturmalarını konu alan Heavenly Creatures (Cennet Yaratıkları), ünlü oyuncular Kate Winslet ve Melanie Lynskey’nin ilk uzun metraj film tecrübesi oldu.

Film oyuncuların performansları, senaryosu ve ustaca yönetilişi açısından övgüler aldı. Walsh ve Jackson En İyi Orijinal Senaryo dalında Oscar adaylığı aldı. Time ve The Guardian gibi dergilerin ‘yılın en iyi filmleri’ listesinde de kendini gösterdi. Filmin başarısı sayesinde Miramax ile kontrat imzalayan Jackson, Hollywood’a açılan kapıdan ilk adımını atmış oldu.

heavenly creatures
(Miramax/Photofest)

Yönetmenin Ezeli Düşmanı: Box Office

1990’larda favori filmi King Kong’u tekrardan sinema perdesine uyarlama çalışmalarında olan Jackson, Godzilla ve Mighty Joe Young (Koca Bebek Joe) gibi canavar filmleri prodüksiyona girince King Kong senaryosunu rafa kaldırmak zorunda kaldı. Miramax ile yaptığı sözleşme sonucu ilk büyük bütçeli Hollywood filminin yönetmenlik koltuğuna oturacak Jackson, eşiyle birlikte ondan alışık olduğumuz tarzını yansıtabileceği The Frigteners’ı (Sevimli Hayaletler) yazdı.

the-frighteners

Film korku ve komedi elementlerini kan ve absürt komediyle değil de hayaletler ve psişik güçler gibi fantastik ögelerle birleştirdi. 1996’da vizyona giren filmde Back to the Future (Geleceğe Dönüş) filmiyle parlayan Michael J. Fox başrolü oynarken, film gişeden eli boş bir şekilde döndü. 26 milyon dolarlık bütçeyle, dünya genelinde 29 milyon dolar hasılat elde etti. Bu hayal kırıklığı filmle aynı hafta vizyona giren büyük bütçeli aksiyon filmi Independence Day’e (Kurtuluş Günü) bağlanırken, Peter Jackson daha sonra verdiği röportajlarda stüdyonun pazarlama ekibini suçladı:

‘‘Filmin reklamı düzgün bir şekilde yapılmadı. Postere bakınca filmin neyle ilgili olduğunu anlamanız gerekir, fragmanı izleyince ‘ben bu filme gitmek istiyorum’ diyebilmelisiniz. Ama yapılan reklamlarda filmin ne olduğunu anlayamazsanız, film ilgini çekmez ve sinema salonunda izlememeyi tercih edersiniz.’’

Sinemanın Geleceğini Değiştirmek

Jackson’ın Yüzükler Efendisi üçlemesinden bahsedeceksek ilk önce projenin gerçekleşmeyen evrelerine geri dönüp bakmamız gerekiyor. J.R.R. Tolkien’in çok satanlar listesinden düşmeyen The Lord of the Rings üçlemesi ilk önce 1970’larda sinemaya adapte edilmeye çalışıldı. Dönemin sansasyonel grubu The Beatles’ın üyeleri filmi çekmesi için ünlü yönetmen Stanley Kubrick ile görüştü.

Lord-of-The-Rings-Beatles

George Harrison Gandalf’ı, Paul McCartney Frodo’yu, Ringo Starr Sam’i ve John Lennon da Gollum’u oynamak istediğini dile getirdi. Fakat Kubrick romanların beyaz perdeye aktarılmasının imkansız olduğunu söyleyerek, teknoloji geliştiğinde yetenekli bir yönetmenin yapabileceğini de ekledi.

The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring

Peter Jackson kitabın telif haklarını 1997’de satın aldı. Öncelikle Miramax’la iki filmlik bir seride anlaşan Jackson, New Line’ın üçleme teklifini duyunca balıklama atladı. Çocukluğundan beri bu projenin hayalleriyle yaşayan Jackson, üç filmi art arda kendi ülkesi olan Yeni Zelanda’da çekti. Serinin ilki filmi The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği) 2001 yılında vizyona girdi.

lord of the rings the fellowship of the ring

Film Tolkien’in Middle-earth evrenini neredeyse bütün fantastik ögeleriyle ve daha da önemlisi başarıyla sinema perdesine yansıttı. Elfler, hobbitler, orclar, büyücüler, iyiler ve kötülerden oluşan bu evreni Howard Shore’un muhteşem müzikleri ve Ian McKellen, Viggo Mortensen, Cate Blanchett, Orlando Bloom, Christopher Lee gibi yıldız isimlerle gerçekleştirdi. Elijah Wood, Dominic Monaghan ve Andy Serkis gibi isimleri de bu filmle birer yıldız haline getirdi.

Film hayal gücünün sınırları olmayan Tolkien’in yarattığı bu dünyayı Jackson’ın başarılı yönetişi, oyuncuların performansları, müzikler ve özel ve pratik efektlerin kusursuz karışımıyla ortaya koyduğu için eleştirmenlerden övgüler topladı. ‘Yılın en iyi filmleri’ listelerinde yer almakla kalmadı ve ilerleyen yıllarda ‘gelmiş geçmiş en iyi fantastik filmler’ listesinde yer almaya başladı. American Film Institute’un (AFI) 2007 yılında güncellediği ‘En İyi 100 Amerikan Filmi’ listesinde 50 numarada yer aldı.

peter jackson lotr

93 milyon dolarlık bütçesiyle gişede 871 milyon dolar hasılat getirdi. Jackson’ın gişedeki lanetini kırmakla kalmayıp tam 13 dalda Oscar adayı olup bunu başaran nadir fantastik filmlerden biri oldu. Teknik alanlarda 4 Oscar ödülünün de sahibi oldu.

The Lord of the Rings: The Two Towers

Seri ertesi sene The Lord of the Rings: The Two Towers (Yüzüklerin Efendisi: İki Kule) ile sinema salonlarına geri döndü. Film serinin epik hikayesini geliştirmekle kalmayıp son film için de yeterince heyecan yarattı. Dünya genelinde 926 milyon dolar hasılat elde ederek finansal açıdan da ilk filmin başarısını geçti. En İyi Film dahil 6 kategoride Oscar adaylığı olan film, teknik alanlarda iki ödülü evine götürdü.

peter jackson the two towers

Eleştirmenler ve izleyenler arasında filmi ilk filmden daha üstün de daha kötü de bulanlar oldu. Çoğu film puanlama sitesinde ilk filmi geçen film için, Rotten Tomatoes bu kısa yorumu yapmıştır:

Two Towers göz alıcı aksiyon ile duygusal hikaye anlatımını mükemmel bir şekilde dengeleyip hem serinin ikinci filmi olarak hem de kendi ayakları üstünde durarak üçlemenin belki de en iyi filmi oluyor.

The Lord of the Rings: The Return of the King

Bir sonraki sene 2003 yılında The Lord of the Rings: The Return of the King (Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü) vizyona girdi. Üçlemenin son filmi olan bu hikaye vizyona 201 dakika olarak yansıdı. Daha sonra DVD’lere uzun versiyonu olan 4 saat 11 dakika montajıyla konuldu. Gişede 1,1 milyar dolar hasılat elde ederek Titanic’ten sonra 1 milyar çizgisini geçen ikinci film olma ünvanını da aldı. Ayrıca yapımcılarından biri olan Jackson’ı da milyoner bir yönetmen haline getirdi.

Castamir

Film, Ben-Hur ve Titanic tarafından kazanılan 11 Oscar ödülünün rekorunu kırarak sinema tarihine adını kazıdı. Ayrıca Peter Jackson, Fran Walsh ve Philippa Boyens ile yazdığı senaryoyla ödülü almakla kalmayıp En İyi Yönetmen kategorisini de boş geçmedi. En İyi Film ödülünü kazanan ilk ve günümüze kadar tek fantastik film olan hikaye, bir serinin nasıl epik bir şekilde kapanabileceğini de göstermiş oldu. Hala ‘gelmiş geçmiş en iyi üçlemeler’ listesine girmeyi başaran Yüzüklerin Efendisi serisi, onun gibi bir hikayenin gelmediğini ve yakın zamanda da gelmeyeceğini göstermiş oldu.

‘Yüzükler’den Sonraki Kariyeri

Yeni Zelanda’ya katkılarından dolayı eşi Walsh ile ülkenin en yüksek onuruyla ödüllendirildi ve ‘Sir’ ünvanını aldı. Hem kritikler hem de izleyenler arasında bu kadar başarılı filmler yaptıktan sonra istediği projeyi yapabileceği söylenen Jackson, gözlerini uzun zamandır yapmak istediği klasik bir hikayeye çevirdi: King Kong. Film için 20 milyon dolar ve filmin hasılatının %20’sini alan Jackson, tarihte bir film için en çok ödenen yönetmen oldu. (Aynı ücreti ve yüzdeyi 2017 senesinde Dunkirk filmi ile Christopher Nolan da aldı.)

king kong

Jackson klasik hikayeyi kendi vizyonuyla anlattı ve eleştirilere de maruz kaldı. Başrolde komedi oyuncusu Jack Black’i oynatması, filmin gereksiz derecede uzun olması ve film ilk yarısında neredeyse King Kong’un hiç yer almaması yorumcuların dikkatlerini çekti. 2005’te vizyona giren film dünya genelinde 550 milyon dolar hasılat elde ederek eleştiriler açısından olmasa da finansal bağlamdan başarılı bir film oldu.

The Lovely Bones

2009 yılında Alice Sebold’un çok satan romanı The Lovely Bones’u (Cennetimden Bakarken) sinemaya uyarladı. Mark Wahlberg, Stanley Tucci ve Saoirse Ronan’ın başrollerinde yer aldığı film, cinayete kurban giden genç bir kızın araf ve cennet arasındayken ailesini ve katilini izlemesini konu aldı. Epik hikayelere ara vererek daha küçük ve kişisel bir film yaptığını söyleyen Jackson, bu filmle King Kong’a dair aldığı bazı eleştirilerin aynısını aldı. Gereksiz uzunluğun üstüne böyle karanlık konulu bir filmi renkli görsellerle anlatması da dikkat çekti. Film 65 milyon dolar bütçesine karşılık gişede 93 milyon dolar hasılat elde etti. Olumlu yorumlar almayan film Rotten Tomatoes’da %31 puanıyla yönetmenin en düşük yüzdeli filmi olarak durmaktadır.

The Lovely Bones

Hobbit ve Başarısızlıklar Üçlemesi

Yüzüklerin Efendisi serisinin sinemaya uyarlanması nasıl uzun zaman aldıysa Hobbit filmlerinin beyaz perdeye aktarılması da benzer yollardan geçti. 2006 yılında uzun zamandır çalıştığı ve Yüzükler serisini çektiği New Line ile ilişkisi kesildikten sonra stüdyonun başkanı Robert Shaye şu açıklamalarda bulundu: ‘Ben bu şirkette olduğum sürece Peter Jackson New Line adı altında bir film dahi çekemeyecek.’ Bu cümlelerden sonra Peter Jackson hayranları stüdyoyu boykot etme kararı alarak, vizyona çıkan filmlerine gitmemeye başladılar.

Bunun üzerine Shaye, Jackson ile ilişkisini yenilemeye çalışarak Hobbit filmlerini yönetmesini istedi. 2007 yılında Jackson, Walsh ve Boyens üçlüsünün filmi yazacağı ve fantastik filmi Pan’s Labyrinth (Pan’ın Labirenti) ile öne çıkan Guilermo del Toro’nun yönetmenliğini yapacağı iki film duyuruldu. 2010 tarihine kadar senaryoda gelişmeler olmadıktan sonra del Toro projeden ayrılarak Jackson’ın yönetmenlik koltuğuna oturmasını istedi.

peter jackson hobbit

Jackson teklifi kabul ederek bir zamanlar başarıyla yarattığı dünyaya geri döndü. 2012 tarihinde Jackson, Tolkien’in 300 sayfalık The Hobbit romanını üç filme böleceğini açıkladı. Tekrardan Yeni Zelanda’da art arda çekilen filmler Aralık 2012’den başlayarak sırasıyla vizyona girdi.

The Hobbit: An Unexpected Journey

Serinin ilk filmi The Hobbit: An Unexpected Journey (Hobbit: Beklenmedik Yolculuk), izleyenleri alışık olduğu Shire Köyü, Middle-earth gibi yerlere götürdü ve Legolas, Bilbo, Gandalf gibi tanıdık yüzleri de gösterdi. Ian McKellen, Orlando Bloom ve birçok isim rolleri için geri dönerken genç Bilbo rolünde Martin Freeman görev aldı. Film dünya genelinde 956 milyon dolar hasılat ile başarıyı yakalasa da eleştirmenler ve izleyenler tarafından istenilen yorumları alamadı. Jackson’ın Yüzükler serisiyle yakaladığı başarıyı bir daha yakalamayacağını söyleyen yorumcular, Hobbit’e bağımsız bir şekilde bakıldığında ‘izlenebilir’ bir fantastik film olduğunu söylediler. Jackson’ın çoğu filminde olduğu gibi filmin uzunluğu da eleştirildi.

peter jackson hobbit filmi

The Hobbit: The Desolation of Smaug

2013’te The Hobbit: The Desolation of Smaug (Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları) vizyona girdi. Edebiyat tarihinde akıllarda kalan ejderhalardan biri olan Smaug’u ünlü oyuncu Benedict Cumberbatch seslendirdi. Film fazla ve gereksiz derecede özel efekt kullanılmasıyla eleştirildi. Buna rağmen çoğu film puanlama sitesinde Hobbit filmlerinin en iyisi olarak yer almaktadır.

hobbit smaug benedict cumberbatch

Yüzükler serisinde cüce ve dev olarak görülen karakterlerin ekrana yansıması perspektif ile kamera önünde başarılmıştı. Fakat burada yeşil ekranlarla dolu bir kutuda oyuncuların karşılarında kimse olmadan oynanmaları istendi. Gandalf rolündeki Ian McKellen bir sahne sırasında etrafına bakıp karakterini bozarak ‘Ben bu yüzden aktör olmadım.’ demiş ve ağlamaya başladı.

The Hobbit: The Battle of the Five Armies

2014 yılın üçlemenin son filmi The Hobbit: The Battle of the Five Armies (Hobbit: Beş Ordunun Savaşı) vizyona girdi. Serinin sonu ve Hobbit-Yüzükler hikayeleri arasında bir köprü görevi gören film, seride en çok eleştirilen film oldu. Film, 2 saat 44 dakika boyunca özel efekt dolu aksiyon sahneleriyle doldurulduğu için eleştirildi. Jackson’ın Hobbit üçlemesi bazıları tarafından Star Wars ‘prequel’ filmlerine benzetildi.

the-hobbit

Gelecek Projeler ve Silmarillion

Jackson, Neil Bloomkamp ile yıllardır popüler Microsoft oyunu Halo’nun film adaptasyonu için uğraşıyor. Proje hala pre-prodüksiyon aşamasında fakat yakın zamanda bir gelişme olacak gibi gözükmüyor.

Jackson-Walsh-Boyens üçlüsünün senaryosunu yazdığı Philip Reeve’in aynı ismi taşıyan romanından esinlenerek çekilen Mortal Engines, 14 Aralık 2018’de vizyona girecek. Yönetmenlik koltuğunda Jackson ile uzun zamandır çalışan Christian Rivers oturuyor.

Silmarillion peter jackson

Steven Spielberg’in ilk filmini yönettiği Tintin serisinin de ikinci filminin yönetmenliğini yapmak istediği konuşuluyor. Projenin hala senaryo aşamasında olduğu belirtildi.

Ayrıca Jackson, Tolkien’in Middle-earth dünyasında yazdığı diğer kitap olan Silmarillion’u beyaz perdeye uyarlamak istediğini de belirtti.

Siz Peter Jackson filmleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Hobbit üçlemesiyle hayal kırıklığı yarattığına katılıyor musunuz? Herkesin bir favorisi vardır, sizin Yüzüklerin Efendisi üçlemesi içinde favori filminiz hangisi? 

Önceki İçerikGame of Thrones’un Girişini Anime Olarak İzlemeye Ne Dersiniz?
Sonraki İçerik846 Film Eleştirmenine Göre Tüm Zamanların En İyi 10 Filmi

Küçükken kasetten filmleri izlerdim, sonra CD’lere geçtim, şimdi ise dijital dünyanın içinde kaybolmuş durumdayım. Kendimi bildim bileli ‘Film önerir misin?’ diyen herkese film önerdim. Yemedim izledim, sınavlara çalışmadım izledim, hep izledim. Bazen uyumadım izledim. İyi filmleri takdir etmek için kötü filmleri de izlemem gerektiğini gördüm, o yüzden bazen de istemeyerek izledim. Ortaokuldan itibaren her gün en az 1 film izlemeye başladım. Daha sonra bu film tutkum, film yapma tutkusuna dönüştü. Yaşadığım olumsuz olayları, olumlu tecrübelerimle birleştirip senaryo yazmaya başladım. Kısa filmler yazdım, uzun metraj filmler yazdım, hikayeler ve bir tane de roman yazdım. İnterneti keşfedince filmlerim dışında, başkalarının filmleri üzerinde yazılar yazmaya başladım. Kimsenin okumadığı bir blog açtım ve kimsenin bakmadığı bir YouTube kanalında, kimsenin izlemediği kısa filmlerimi paylaşmaya devam ediyorum.

Paylaş

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin