Tim Burton’ı Ne Kadar Tanıyorsunuz?

66
Görüntülenme
tim burton kimdir

Sinema tarihini gotik motifleri ve Johnny Depp ile süsleyen; yeri geldiğinde Hollywood’un aykırı yönetmeni, yeri geldiğinde ise büyük destekçisi olan Tim Burton’ı tanımaya ne dersiniz?

Tim Burton Kimdir? – Çocukluk Hayatı

25 Ağustos 1958 yılında Kaliforniya’da Timothy Walter Burton adıyla dünyaya geldi. Babası Bill, büyüdüğü semtte Burbank Park’ta güvenlik memuru; annesi Jean ise hediyelik eşya dükkanı sahibiydi.

tim burton kucukluk

Ailesiyle anlaşamadığını fark ettikten sonra 12 yaşında babaannesinin yanına taşındı. İçine kapanık bir çocuk olan Tim, liseye başlamadan arka bahçesinde 8 mm film ile ‘stop-motion’ tekniğini kullanarak sessiz animasyon filmler çekti. 13 yaşındayken çektiği The Island of Doctor Agor filme ile genç yaşta film kariyerine adım attı.


Okul Hayatı ve Kariyerinin Başlangıcı

Burbank Lisesi’nden mezun olduktan sonra Kaliforniya Sanat Enstitüsü’ne Disney tarafından burs alarak kabul edildi. Bu okulda karakter animasyonu bölümünde öğrenim görürken 1979 yılında çektiği Stalk of The Celery Monster adlı kısa bir animasyon filmiyle Disney’in bir kez daha dikkatini çeken Burton, animasyon bölümünde staja başladı. The Fox and the Hound (Tilki ve Avcı Köpeği), The Black Cauldron (Kara Kazan) ve Tron filmlerinde animatör ve konsept tasarımcısı olarak çalışan Burton’ın maalesef hiçbir dizaynı filmlerde kullanılmadı.

tim burton vincent

Bu da normal olarak Tim’i mutsuz etti çünkü o klasik karakterler yerine daha farklı, animasyon türünde çığır açacak türden karakterler yaratmak istiyordu. 1982’de hala Disney’de çalışırken Vincent adında altı dakikalık siyah-beyaz bir stop-motion kısa animasyon filmi çekti. Film, ünlü aktör Vincent Price’a dönüştüğünü hayal eden küçük bir çocuğun hikayesini anlatıyor.

tim burton vincent price

Burton filmi, çocukluğunda kahramanı olan Price’a yazdığı şiirden yola çıkarak çekmiş ve filmde anlatıcı karakterin sesi için gerçek Vincent Price’ı da alabilmiştir.

Tim Burton ve Yönetmenlik Kariyeri

Bu animasyondan sonra 1983 yılında Disney Channel için Hansel ve Gretel’in Japon temalı uyarlamasını çeken Burton, tuhaf ve karanlık stilini genç yaşta kesin kıldı. Filmin büyük aksiyon sahnesi, Hansel ve Gretel’in Cadı ile arasındaki kavgası, kung-fu sanatı olarak gerçekleştirildi. Bu kısa filmin kaybolduğu ve dahası, hiç yapılmadığı düşünülse de 2009 yılında Museum of Modern Art (MoMA)’da halka sergilendi.

tim burton frankenweenie

1984 yılında çektiği Frankeweenie adlı kısa animasyona Shelley Duvall ve Sofia Coppola gibi isimler ses verdi. Tim Burton filmi Disney’e satıp uzun metraj haline getirmek istedi fakat stüdyo filmin ‘çocuklar için fazla korkutucu’ olduğunu söyledi ve şirketin parasını çocuklara gösterilmeyecek filmlerle harcadığı için Burton’ı kovdu.

Kısa filmi çocuklar için uygun görmeyip Burton’ı kovan Walt Disney Pictures, tam 28 sene sonra Burton’ın yapımcılığıyla birlikte filmi 2012’de uzun metraj haliyle vizyonlara soktu.

Uzun Metraja Adım Atması

Tim Burton’ın ilk uzun metraj filmi 1985 yılında vizyona giren Pee-wee’s Big Adventure adındaki bir komedi filmi oldu. Film daha sonra kült bir hayran kitlesi de yakaladı. Filmin getirdiği büyük hasılat ve eleştirmenler arasında filmin orijinalliği ağızdan ağıza yayıldı. Ve ilk uzun metraj filmiyle başarıyı yakalayan Burton bir sonraki filmi olarak 1988’de Beetlejuice’u çekme kararı aldı.

tim burton beetlejuice

Beetlejuice (Beterböcek), Tim Burton’un bütün ayırt edici özelliklerini barındıran bir film oldu. Karanlık tondaki gotik öğeleri, kendine has mizah anlayışıyıyla birleştiren Burton, bu tarzından hiç kopmamaya dikkat etti. Filmde, bir araba kazasında hayatını kaybeden genç bir çiftin evine yeni gelen sahipleri kabullenmemesi ve bunun üzerine Beetlejuice adında bir hortlaktan yardım alması anlatılır. Üç kere adı anılınca görünen bu karakteri Michael Keaton canlandırdı.

beetlejuice

Film, gişede 80 milyon doların üstünde gelir getirip En İyi Makyaj Oscar ödülüne de sahip oldu. Üst üste iki başarılı film yapan Burton’a daha büyük projeler teklif edilmeye başlandı. Beklenilmeyen bir hareketle çizgi roman karakteri olan Batman’in 1989 ilk sinema filminde yönetmen koltuğuna oturmayı kabul etti. Hiçbir zaman bir çizgi roman hayranı olmadığını dile getiren Burton, stüdyonun kararlarına da karşı çıktı.

tim burton batman

O dönemin Superman’ini canladıran Christopher Reeve gibi kalıplı bir aktörün Batman’i canlandırmasını isteyen yapımcılara karşı, bir önceki filminde çalıştığı Michael Keaton’ı oynattı. 1.75 boyunda karakter oyuncusu olan Keaton’ın Batman karakterini oynaması, çizgi roman hayranları tarafından beğenilmese de filmden sonra fikirleri değişti. Jack Nicholson’ın psikopat ve bir o kadar da eğlenceli olan Joker performansı da çok beğenildi ve film gişede 400 milyon dolar hasılat elde ederek, çizgi roman filmlerine yeni bir nefes oldu .

Tim Burton’ın En Önemli Silahı: Johnny Depp

1990 yılında Caroline Thompson ile Edward Scissorhands (Edward Makaseller) ‘ı yazdı. Önceden çalıştığı Winona Ryder’ın yanında, başrolü canlandırması için o zamanlar sadece televizyon dizilerinde oynayan arkadaşı Johnny Depp’i seçti. Film, yaratıcısının zamansız ölümüyle elleri makas olan genç bir adamın yarı-komik, yarı-trajik ve yarı-romantik hikayesini anlatıyor. Film kariyeri bu filmle başlayan Depp Hollywood’un en büyük isimlerinden biri olup, yönetmeni Tim Burton’la yedi kere daha çalışacaktı.

edward scissorhands

1991 yılında üç yıllık kısa bir evlilik yaşadığı eşi Lena Gieseke ile boşandı. Bir sene sonra Warner Bros. ‘un bir Batman devam filmi teklifini tek şartla kabul etti: Filmin bütün kontrolü onda olacaktı. Adını Batman Returns (Batman Dönüyor) koyduğu filmle, klasik Batman düşmanı Penguen’i kullanarak Burton-vari bir filme imza attı. Film, fazla tuhaf-gotik olması ve Kedikadın’ın cinsel yönünün aşırı kullanılması sebebiyle eleştiriler aldı. İlk filmin hasılatının yarısında bir gelir elde eden film, Burton’ın son çizgi roman filmi oldu.

johnny depp ed wood

1994 yılında bağımsız sinemacı kökenlerine geri dönerek küçük bütçeli Ed Wood’u çekti. İlk kez gerçek bir hayat hikayesini ele alan Burton, ‘sinema tarihinin en kötü yönetmeni’ ünvanını taşıyan Ed Wood’u anlattı. Başrolde bir kez daha Depp’in oynadığı film, hasılat açısından istenilen parayı getirmese de eleştirmenler tarafından çok beğenildi. Burton’ın detaya olan gözü ve gerçek hayattaki olayları birebir yansıtması övgüler aldı. En İyi Makyaj ve Martin Landau için En İyi Erkek Yardımcı Oyuncu Oscar ödüllerini alan film, Burton’ın büyük bütçeli filmlerin yanında küçük filmleri de başarılı bir şekilde yapabildiğini gösterdi.

Düşüşe Geçiş

Tim Burton, Batman serisinin üçüncü filminin yönetmenliğini yapmayı reddederek Jack Nicholson, Glenn Close, Danny DeVito, Natalie Portman gibi yıldız isimlerin oynadığı bilim-kurgu/komedi türündeki Mars Attacks! (Çılgın Marslılar) filmini üstlendi. Film, 70’lerin doğal afet filmlerini parodileyerek izleyicisine komedi yoluyla ulaşmaya çalıştı ancak film hem gişede hem de eleştirmenler arasında başarısız oldu.

tim buton mars attacks

1998 yılında Superman Lives projesiyle Superman karakterini yeniden beyaz perdeye uyarlamayı planladı. Superman için Nicolas Cage ile anlaştı fakat film prodüksiyona başlamadan iki hafta önce rafa kaldırıldı.

1999 sonlarında doğaüstü korku filmi olan Sleepy Hollow (Hayalet Süvari)’u çekti. Artık neredeyse her filminde oynattığı Christopher Walken ve Johnny Depp’e de rol vermeyi unutmadı. Film setleri, kostümleri ve Danny Elfman’ın gotik müziği yönünden övgüler aldı fakat Burton’ın akıllara kazınan filmlerinden biri olamadı.

Tim Burton ve Helena Bonham Carter İlişkisi

2001 yılında 1968’in klasik filmi Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi)’in yönetmenliğini yaparak tekrar beyaz perdeye uyarladı. Film izleyiciler ve eleştirmenler tarafından topa tutuldu. Razzie organizasyonu tarafından Yılın En Kötü Filmi seçildi. Ancak film setinde Helena Bonham Carter ile tanıştı. Çift, üç aylık ilişkilerinden sonra 2001’in sonlarında nişanlandı ama asla evlenmedi. Bu ilişkiden 2 çocukları oldu.

tim-burton-helena-bonham-carter

2003 yılında filmle aynı ismi taşıyan romanı sinema perdesine uyarladı: Big Fish (Büyük Balık). Film, bir babanın oğluna hayat hikayesini fantastik bir biçimde anlatmasını konu alıyor. Yeniden Helena Bonham Carter ve Danny Elfman’la çalışan Burton, filmde kullandığı renkli ve sürrealist görseller için övgüler aldı.

2005’te tekrar eski bir klasiği yeniden çekmek için kolları sıvadı. Charlie and the Chocolate Factory (Charlie’nin Çikolata Fabrikası)’nin eksantrik kahramanı Willy Wonka için dördüncü kez Johnny Depp’le iş birliği yaptı. Küçüklüğünden beri hayranı olduğu Roald Dahl’ın kitabını, 1971 filminden daha sadık bir şekilde takip etti.

johnny depp willy wonka

Film, Willy Wonka adlı bir çikolata şirketi sahibinin yaşlandığını fark etmesi ve çocuğu olmadığı için varis aramasıyla birlikte; ürettiği çikolatalarının içine beş tane altın bilet bırakmasını ve bunu bulan çocukların varislik için başlattığı yarışı anlatıyordu. Çocuklar tarafından beğenilen film, genel film izleyicileri tarafından ‘zorlama’ olarak görüldü ve Depp’in Willy Wonka performansı ‘bir çizgi film karakteri’ tarzında eleştiriler aldı.

Başarı ve Başarısızlık Arasında Sallanmak

Tim Burton Oscar Aldı Mı?

1993’te yapımcılığını ve karakter tasarımlarını yaptığı The Nightmare Before Christmas‘tan sonra 2005 senesinde ilk uzun metraj stop-motion animasyon filmine imza attı. Corpse Bride (Ölü Gelin) ile o klasik gotik ve karanlık tarzına geri dönüş yaptı. Düğününe yakın bir zaman kala, bir kazayla Ölüler Diyarı’na sürüklenen bir adamın maceralarını anlatan film, Johnny Deep ve Helena Bonham Carter’ı sadece ses bakımından da olsa ilk kez yan yana getirdi. Film, Burton’a En İyi Animasyon Film dalında ilk kişisel Oscar adaylığını kazandırdı.

corpse bride

Kariyerinde farklı bir tercih yaparak popüler bir tiyatro müzikalı olan Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street (Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi) ’i büyük bir bütçeyle beyaz perdeye uyarlamaya karar verdi. 2007’de vizyona giren film, Londra’da bir berber dükkanı açarak geçmişinde hayatını mahvedenlerden intikam almak isteyen bir adamın, alt katında pastaneye sahip olan ve onun kadar saplantılı olan bir kadının ilişkisini anlatıyor. Bu çifti Burton’ın vazgeçilmezleri, Depp ve Bonham Carter, canlandırırken, Depp performansı için bir Oscar adaylığı aldı. Burton’ın karanlık stilinin, müzikal türüyle başarılı bir şekilde birleştiğini düşünen film eleştirmenleri, Sweeney Todd’u 2 Altın Küre’yle de ödüllendirdi.

Nerede O Eski Tim Burton?

2010 yılında yine klasik bir çocuk hikayesini sinema perdesine taşımayı seçti. Renkli ve fantastik vizyonunu Alice in Wonderland (Alis Harikalar Diyarında) ‘de kullanmaktan hiç çekinmeyen Burton, Bonham Carter ve Depp’e de rol vermeyi unutmadı. Edebiyat tarihine altın harflerle yazılan Alice karakterini Mia Wasikowska canlandırırken; filmin hikayesi, romandan alışık olduğumuz zaman diliminden 13 yıl sonraya çekildi. Bu filmle uzun bir aradan sonra tekrardan Disney ile çalışan Burton’ın Alice in Wonderland filmi, eleştirmenler tarafından ‘Burton stilinin aşırıya kaçılması’ olarak eleştirildi.

burton alice in wonderland

Disney karakterlerinin görsel açıdan Burton’ın film tarzına uyum sağladığını fakat hikaye açısından zayıf kalıp, Burton’ın fantastik ve renkli film tekniklerinin fazla kullanıldığını da vurguladılar. 200 milyon dolar bütçeli film dünya genelinde 1 milyar dolardan fazla hasılat yaparak Disney için karlı bir proje olduğunu gösterdi. 6 sene sonra Burton’ın yapımcılığını üstlendiği devam filmi Alice Through the Looking Glass (Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden) filmi 170 milyon dolarlık bütçesine karşılık sadece 299 milyon dolarlık bir hasılat getirerek Alice serisinin son filmi oldu.

Eleştirmenlerden Gelen Kötü Notlara Paydos

Alice’ten sonra bir televizyon dizisini beyaz perdeye uyarlayan Burton, 2012 yılında vazgeçilmezleri Depp ve Bonham Carter’ın son kez buluştuğu Dark Shadows (Karanlık Gölgeler)‘u çekti. Eleştirmenler, vampir ve kurtadam korku ögelerinin, Burton’ın mizah anlayışıyla uyumlu olmadığı hakkında yorumlarını dile getirdi. Üst üste iki büyük bütçeli filmi, eleştirmenlerden kötü puanlar aldıktan sonra kamerasını daha küçük bütçeli bir hikayeye çevirdi.

tim burton big eyes

2014 yılında ikinci biyografik filmi olan Big Eyes (Büyük Gözler)’ı çekti. Amy Adams ve Christopher Waltz’un başrollerini paylaştığı film, Amerikan ressam Margaret Keane’in resimlerinin kocası tarafından çalınıp, bütün övgüyü kocasının almasını anlatıyor. 1950 ve 60’larda geçen hikayeyi Burton, renkli, sürrealist ve Margaret Keane’in boyadığı resimler tadında anlatıyor. Filmin senaryosunu Ed Wood’da çalıştığı Scott Alexander ve Larry Karaszewski ikilisi üstleniyor. Vizyona girdikten sonra eleştirmenler arasında pozitif yorumlar alan film, Amy Adams’a Altın Küre ödülü kazandırdı.

Big Eyes’ın çekimleri sırasında Helena Bonham Carter’la ilişkisinin bittiğini açıklayan Burton, arkadaş kaldıklarını ve çocuklarını beraber büyüteceklerini dile getirdi.

miss-peregrine

Ransom Riggs’in Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children (Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları) kitabını 2016 senesinde film adaptasyonunu çeken Burton, Dark Shadows’dan sonra ikinci kez Eva Green ile çalıştı. Eleştirmenlerin ‘Burton’ın X-Men filmi’ dediği film, kararsız bir ton sergilediği için eleştirilere maruz kaldı. Film hakkında Empire dergisi yazarı Chris Hewitt: ‘’Burton’ın ne önceki filmleri kadar karanlık, ne onlar kadar komik, ne de onlar kadar orijinal.’’ yorumunda bulundu.

Tim Burton ve Gelecek Projeleri

Şu an tekrardan Disney ile çalışan Burton, klasik 1941 çizgi filmi olan Dumbo’yu büyük bir bütçeyle yine ekranlara yansıtacak.

BEETLEJUICE 2

Bu sırada da birçok projede çalıştığı senarist Seth-Grahamme Smith ile Beetlejuice 2’nin senaryosunu hazırlamakla meşgul. Adını üç kere söyledik, bakalım karşımızda belirecek mi?

Önceki İçerikStranger Things’in 2.Sezon Afişi ve Fragmanı Tüylerinizi Ürpertecek
Sonraki İçerikDoctor Who’nun 13. Doktoru Jodie Whittaker İle Tanışın

Küçükken kasetten filmleri izlerdim, sonra CD’lere geçtim, şimdi ise dijital dünyanın içinde kaybolmuş durumdayım. Kendimi bildim bileli ‘Film önerir misin?’ diyen herkese film önerdim. Yemedim izledim, sınavlara çalışmadım izledim, hep izledim. Bazen uyumadım izledim. İyi filmleri takdir etmek için kötü filmleri de izlemem gerektiğini gördüm, o yüzden bazen de istemeyerek izledim. Ortaokuldan itibaren her gün en az 1 film izlemeye başladım. Daha sonra bu film tutkum, film yapma tutkusuna dönüştü. Yaşadığım olumsuz olayları, olumlu tecrübelerimle birleştirip senaryo yazmaya başladım. Kısa filmler yazdım, uzun metraj filmler yazdım, hikayeler ve bir tane de roman yazdım. İnterneti keşfedince filmlerim dışında, başkalarının filmleri üzerinde yazılar yazmaya başladım. Kimsenin okumadığı bir blog açtım ve kimsenin bakmadığı bir YouTube kanalında, kimsenin izlemediği kısa filmlerimi paylaşmaya devam ediyorum.

Paylaş

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin