Memento ile hayatımıza giren ve 21. yüzyılın en başarılı yönetmenleri arasında gösterilen Christopher Nolan’ı daha yakından tanımaya ne dersiniz?

İçindekiler

Christopher Nolan Kimdir?
Eğitim Hayatı ve Film Tutkusu
İlk Uzun Metraj Filmi: Following
Memento: Başyapıt Bir Ters
Hollywood’a Giriş
Batman’e Üç Yıl Kala
Batman Başlıyor
Dikkatli İzliyor Musunuz?
Sinemayı Değiştirmek
Aklın Mimarisi
Batman’in Sonu
Bir Sonraki Hedef: ‘Yıldızlar’
Christopher Nolan Gelecek Filmleri

Christopher Nolan Kimdir?

Christopher Edward Nolan adıyla 30 Temmuz 1970’de Londra’da, İngiliz bir baba ve Amerikalı bir annenin ikinci oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Çifte vatandaşlığa sahip ünlü yönetmen, çocukluğunda Illinois eyaleti ve Londra şehri arasında mekik dokumuştur. Matthew Francis adında hala hapishanede olan bir abisi ve Jonathan adında kariyerinin ilerleyen yıllarında beraber film yapacağı bir erkek kardeşi vardır.

Fotoğraf: http://www.dailymail.co.uk/news/article-2826871/Interstellar-British-movie-director-brother-accused-murder-plot-s-world.html

Eğitim Hayatı ve Film Tutkusu

Küçük yaşta kameralara ve filmlere merak salan Nolan, babasının Super 8 kamerası ile oyuncaklarını kullanarak kısa filmler çekmiştir. 1977 yılında Star Wars vizyona girdikten sonra filmlerin sınırı olmadığını ve izleyenlerin hayal gücünü istediği yöne çekebildiğini gördü. Ertesi sene 8 yaşındayken, Space Wars adında kendi bilim-kurgu filmini çekti. Bu stop motion animasyon filminde, NASA’da çalışan amcasının ona gönderdiği Apollo roketlerin videolarını da kullandı. 11 yaşına geldiğinde yönetmen olmayı kafasına koymuştu.

Ailesiyle birlikte Chicago’ya taşındıktan sonra Belic kardeşler (Adrien ve Roko) ile kısa ve uzun film projelerinde bulundu. 1999’da Roko Belic’in yönetmenliğini yaptığı Genghis Blues belgeselinde ‘editör yardımcısı’ görevinde bulunmuştur. Film, Oscar ödüllerinde En İyi Belgesel dalında aday gösterilmiştir. Haileybury Koleji’nde liseyi bitiren Nolan, daha sonra University College London’da İngilizce bölümünde diplomasını aldı. Bu üniversiteyi seçmesinin nedenlerinden biri olarak okulda bulunan film ekipmanları olduğunu söyledi.

Sevgilisi ve her filminin yapımcılığını da üstlenecek olan Emma Thomas ile 35 mm filmlerin gösterimlerini yapıp, kazandıkları parayla yaz tatillerinde kendi film projelerini yaptılar. Nolan, mezun olana kadar iki kısa film çekti. Bunlardan ilki 8 mm filme çekilen Tarantella, diğeri ise bir hafta sonu arkadaşlarıyla çektiği siyah-beyaz Larceny oldu. Her röportajında dijitale karşı olup filmi savunan Nolan’ın yaptığı projeleri filme yansıtma sevgisi bu yıllara dayanmaktadır.

Televizyon dizileri ve reklamlarda kameramanlık yapan Nolan, 1997’de üçüncü kısa filmi olan Doodlebug’ı çekti. İlk uzun metraj filmi için yolu açan bu 3 dakikalık filmi YouTube’da bulabilirsiniz.

Üniversiteden mezun olduktan sonra başarıyı yakalayamayan Nolan, hayatının bu yıllarını şöyle anlattı: ‘İş başvurusunda bulunduğum her yerden red mektubu geldi. Birleşik Krallık’ta filmleri finanse eden çok sınırlı bir stüdyo sistemi var. Dürüst olmak gerekirse… benim de hazzetmediğim bir bölge. Kariyerim boyunca İngiliz film endüstrisinden hiçbir destek görmedim.’ 

Christopher Nolan Filmleri

İlk Uzun Metraj Filmi: Following

1998 yılında çektiği Following (Takip), ilk romanını yazmak için ona ilham vermeleri ümidiyle Londra sokaklarında yabancı insanları takip eden bir adamın hikayesini anlatıyor. Hikaye devam ettikçe kahramanımız kendine bir suç ortağı bulup insanların evlerine girerek takibini sürdürüyor. Nolan’ın arkadaşlarıyla çektiği filmin 6.000$’lık bütçesini kendi cebinden ödedi. Filmin senaryosunu Londra’da yaşarken evinin soyulması üzerine yazdığını söyledi:

‘‘Kalabalık bir insan grubunda rastgele insanları takip etmek ile bir yabancının evinizde özel eşyalarınızı karıştırmasının arasında ilginç bir bağlantı var. İkisi de sizi normal sosyal ilişkilerin sahip olduğu sınırın ötesine götürüyor.’’

Hafta içleri çalışan ve sadece hafta sonları çekip yapabilen ekip, 6 ay olarak planlanan programı ikiye katlayarak, filmin çekimlerini bir yılda tamamlayabildi. Filmi yazıp, çekip, kurgusunu da kendisi yapan Nolan, filmi tamamladıktan sonra festivallere gönderdi. Festivaller kapsamında eleştirmenleri tarafından beğenilen filmin tarzı Hitchcock’a benzetildi. Bu olumlu yorumlar sonucunda Nolan bir sonraki filmi için hazırlıklarına başladı.

Memento: Başyapıt Bir Ters

Jonathan ile Chicago’dan Los Angeles’a giderken kardeşi ona kafasındaki bir fikirden bahsetti. Memento Mori adını verdiği kısa hikaye, yakın süreli hafıza kaybına sahip bir adamın, karısının katilini bulmaya çalışmasını anlatır. Nolan, hikayeyi uzun metraj senaryoya dönüştürüp hikayeyi tersten anlatmaya karar verir ve Memento (Akıl Defteri) adında senaryosunu yazar.

Film, bize hikayenin sonunu göstererek başlar ve ilerleyerek başına gider. Bu akıllıca yöntem ile izleyicileri filmi daha dikkatli takip etmeleri için zorlar. Nolan senaryoyu Newmarket Films’e satar ve 4.5 milyon dolarlık bütçeyle prodüksiyona başlar. Newmarket Films yapımcılarından olan Aaron Ryder senaryo için ‘okuduğum en yaratıcı senaryo’ demiştir.

Hollywood’a ismini bu filmle duyuran Guy Pearce ve The Matrix şöhretinden sonra burada gördüğümüz Carrie-Anne Moss’un başrollerini oynadığı film prömiyerini 2000 yılında Venedik Uluslararası Film Festivali’nde yaptı. Gişede başarılı bir hasılat elde ederek, Nolan’ın eleştirmenler dışında seyircilerin de ilgisini çekebileceğini gösterdi. The Wall Street Journal’dan Joe Morgenstern film hakkında: ‘Hem bu kadar akıllıca hem bu kadar etkileyici hem de bu kadar kurnaz bir şekilde komik olabilen bir film görmedim.’ demiştir.

Nolan bu filmle ‘kimlik’, ‘anılar’ ve ‘gerçekler’ temalarını yansıtmıştır. Filozof John Locke kaleme aldığı An Essay Concerning Human Understanding yazısında, hatırlayabildiğimiz anıların kimliğimizi oluşturduğunu söyler.

Nolan Memento’da bu görüşü alarak hafıza kaybı yaşayan ve hatıralarını kaybeden bir adamın üstünde gösterir. Bu karakterin kendisi ve başkaları tarafından manipüle edilmesini, kim olduğunu bilemeyerek kendi kimliğini sorgulamasını ve bilinçli bir şekilde yapmadığı hareketleri de filmde yansıtarak kimin suçlu ve kimin kurban olduğunu izleyenlerin karar vermesini ister.

Film çıktığı sene senaryosuyla Oscar ve Altın Küre adaylıkları aldı. Nolan 2012 senesinde verdiği bir röportajda bu süreci şöyle anlattı:

‘‘Following’de arkadaşlarım kendi kıyafetlerini giyerken ve annem bana sandviç yaparken çektiğim filmden; yüzlerce kişilik bir ekiple, başka birinin 4 milyon dolarını harcayarak çektiğim Memento’ya yaptığım sıçrayış, kariyerim ve hayatımda attığım en büyük adım olmuştur.’’

Hollywood’a Giriş

Memento’yu çok beğenen ünlü yönetmen Steven Soderbergh, Nolan’ın bir sonraki projesi için onu destekler. Warner Bros. çekeceği psikolojik gerilim filmi için daha tecrübeli bir yönetmen istemesine karşı, Soderbergh Nolan’ın bu işin üstünden kalkabileceğini savunur. Böylece Nolan bir sonraki projesi olarak iki dedektifin, genç bir kızın cinayetini araştırmak için küçük bir Alaska kasabasına gitmesini ve orada başlarına gelen karanlık olayları anlatan Insomnia’yı (Uykusuz) seçer.

46 milyon dolarlık bütçesi ve Al Pacino, Robin Williams ve Hilary Swank gibi yıldız oyuncularla 2002’de vizyona giren film, Nolan’ın filmografisine bakıldığında ‘daha geleneksel bir Hollywood filmi’ olarak görülür. 1997’de aynı isimle çıkan Norveç yapımı filmin yeniden çevrimi olan Insomnia, kritiklerden olumlu yorumlar alır. Gişede 113 milyon hasılat elde ederek Nolan için yine finansal açıdan başarılı bir proje olur.

Film, ‘ahlak’ ve ‘suçluluk’ duygularına yeni bir perspektif getirerek, iyi adamların da kötü aksiyonlar da bulunabileceğini yansıtır. Nolan filmi bir ‘polisiye’ ya da ‘dedektif’ türünden uzaklaştırarak karakterleri daha derinden inceler ve her filmin de olduğu gibi insanların içinde yüzeyde görünenden daha fazlası olduğunu perdede sergiler.

Orijinal filmin Norveçli yönetmeni Erik Skjoldbjærg de filmi beğendiğine dile getirerek, ‘üstünde uğraşılmış, akıllıca ve çok başarılı bir yönetmenin ele aldığı bir film’ olduğunu yorumlarına ekler.

Batman’e Üç Yıl Kala

Insomnia’dan sonra Jim Carrey ile bir uçak tutkunu ve yönetmen olan Howard Hughes’un biyografisini çekmeye karar verir. Senaryosunu kaleme alır ve bu projeye ‘yazdığı en iyi senaryo’ olduğunu söyler. Ama daha sonra Martin Scorsese’nin Leonardo DiCaprio başrolünde bir Howard Hughes biyografisi çekeceğini öğrendikten sonra senaryosunu rafa kaldırır ve projeyi iptal eder.

2004 yılında tarihi epik film Troy’un (Truva) yönetmenlik koltuğunu geri çevirir. Ruth Rendell’ın The Keys to the Street adındaki polisiye romanını beyaz perdeye adapte etmeye karar verir fakat önceki filmleriyle tematik benzerlikler gördükten sonra vazgeçer.

Batman Başlıyor

2003 başlarında Warner Bros. ile Batman karakteri hakkında bir görüşme yapar. Nolan, karaktere yaklaşımının daha gerçekçi dolduğunu ve izleyenlerin daha kolay bir bağlantı kurabileceğini söyler. Çizgi roman türünden uzaklaşarak gerçek ve karanlık bir dünya kurup sadece çizgi romandan elementlerin olmasını istediğini söyler.

Karaktere bu yenilikçi yaklaşımı beğenen stüdyo Nolan’ı Batman karakterini getirmesi için hem senarist hem de yönetmen koltuğuna oturtur. 150 milyon dolarla Nolan’ın yaptığı en büyük film olan Batman Begins (Batman Başlıyor), 2005 yılında vizyona girdi.

Batman rolünde American Psycho (Amerikan Sapığı) ve The Machinist (Makinist) gibi filmlerden tanıdığımız Christian Bale oynarken, uşağı Alfred rolünde ünlü İngiliz aktör Michael Caine rol almıştır. Liam Neeson, Gary Oldman, Katie Holmes, Morgan Freeman ve Cillian Murphy gibi isimlerin de oynadığı film hem gişede hem de seyirciler arasında büyük övgüler topladı. Filmin klasik tayt giyen süper kahramanların dışına çıkıp, gerçek ve karanlık bir hikaye anlatması stüdyolar tarafından beğenildi.

Batman Begins’ten sonra birçok yapım şirketi de film serilerine karanlık ve ciddi filmler eklemek istediklerini gösterdiler. Bunlardan birisi James Bond serisinin yapımcıları Michael G. Wilson ve Barbara Broccoli oldu. James Bond serisinin yeni filmi için daha gerçekçi, daha karanlık ve daha risk alan bir yaklaşım istediklerini söylediler ve Batman Begins’i baz alarak 2006 yılında vizyona giren Casino Royale için çalışmalara başladılar.

Batman karakterinin nasıl Batman olduğunu, Bruce Wayne’in çocukluğundan, ailesinden ve yarasa korkusundan ele alan film, kendisinden sonra gelen başlangıç hikayelerini de şekillendirdi. Bu filmden sonra yapılan süper kahramanların ortaya çıkış hikayesini anlatan çoğu film, Batman Begins’ten ilham alarak anlattı.

Bu filme Hollywood’un en iyi ve en başarılı yönetmenler listesinde üst sıralara oturan Nolan, Hans Zimmer ile de tanıştı. Batman Begins’in müziğini yapan Zimmer bu filmden sonra yönetmenin neredeyse her filminin müziğini yaparak başarılara imza atacaktı.

Film yönetmenin 2014’e kadar her filminde görüntü yönetmenliğini yapan Wally Pfister için En İyi Sinematografi dalında Oscar adaylığı aldı. Sadece Hollywood’da yapılan filmleri değil, dünya genelinde popüler kültürü de etkileyen Nolan; kariyerini bir Batman filmi, bir kişisel film yaparak devam ettirme kararı aldı.

Dikkatli İzliyor Musunuz?

2001 yılından beri kardeşi Jonathan ile yazdığı senaryoyu 2006 yılında gerçekleştirerek vizyona soktu. Christopher Priest’ın aynı adı taşıyan romanından uyarlanan The Prestige (Prestij), 19. Yüzyılda yaşayan iki sihirbazın rekabetini anlatıyor. Başrolleri Hugh Jackman ve Christian Bale oynarken, yardımcı karakterlerde Michael Caine, Scarlett Johannson ve Rebecca Hall rol alıyor.

Film, hikayesinde illüzyon gösterileri ve sihir numaralarını birer metafor olarak kullanıp daha büyük sürprizler için zemin hazırlıyor. Filmde karakterlerin başkaları için neleri feda edebileceklerini ve insanların başarıya ulaşmaları için ne kadar ileriye gideceklerini görüyoruz. Film ilerledikçe daha karanlık bir yola girerken ortaya çıkan hikaye noktaları filmi baştan izlediğiniz zaman daha anlamlı geliyor.

The Guardian gazetesi: ‘Yarattığı entelektüel ve filozofik heyecana ek olarak The Prestige, sizi koltuğa çivileyen, diyaloglardaki her kelimede şüphe uyandıran, gizemli ve duygusal bir film.’ yorumlarında bulunuyor.

Sinemayı Değiştirmek

Prestige’den sonra Batman serisinin ikinci filmini çeken Nolan, bu filmde Batman’in en ünlü düşmanı Joker karakterini kullanmayı tercih etti. 2008 yılında The Dark Knight (Kara Şövalye) vizyona girdi. Önceki filmin kadrosuna ek olarak, Joker rolünde Heath Ledger ve Harvey Dent rolünde Aaron Eckhart da kadroya dahil oldu. Film gelmiş geçmiş en iyi süper kahraman filmleri arasında gösterilmesine karşın, 2000’lerin hatta sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterilmiştir.

Gotham’ı büyük bir suç şehri olarak göstererek içindeki polisleri, hukuk sistemini, pelerinli kahramanını, zenginini, fakirini ve suçlularını gösterir. Rol için seçildiğinde herkesin eleştirilerine maruz kalan Heath Ledger, role kendini adayarak karakterin kendisi oldu. Kendisini otel odasına kapatıp rol için günlük tutan ve uykusuz kalan Ledger, rol yüzünden paranoyak hissettiğini dile getirdi. Filmin gösterimine aylar kala uyku hapını fazla aldığı için hayatını kaybetti. Ölümünden sonra gösterdiği performans ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı. Filmdeki Joker performansı, sinema tarihinin en iyi performansları arasında gösterilmektedir. Bu ödül dışında film, toplam 8 Oscar adaylığı aldı.

Film dünya genelinde 1 milyar üzerinde hasılat elde ederek en başarılı çizgi roman filmi oldu. (2012 senesinde The Avengers 1,5 milyar dolar hasılat ile bu ünvanı aldı.) Ayrıca ilk kez IMAX kamerasını kullanan film olan The Dark Knight, Oscar adaylıklarının da değişmesine sebep oldu. 2009 yılına kadar En İyi Film kategorisinde beş aday gösteren Akademi, Dark Knight’ı bu kategoride aday gösteremeyince sayıyı yükseltmeye karar verdi. 2010 yılından beri Oscar törenlerinde En İyi Film kategorisinde on aday bulunmaktadır. Nolan, Dark Knight ile hem bir yazar olarak hem de bir yönetmen olarak neler yapabileceğini en üst seviyede gösterip, sinema tarihine geçmiştir.

Aklın Mimarisi

 

2002’de Warner Bros.’a rüyalar ve rüyalara fikir eken bir ekip hakkında bir senaryo yazdığını dile getiren Nolan, Insomnia’dan sonra bu filmi yapmak istediğini dile getirdi. Birkaç ay süreceğini düşündüğü senaryoyu yazma dönemi tam on sene aldı. Filmin karmaşık yapısı ve birçok katmandan oluşan hikayeyi izleyenlerin anlayamayacağından korkan stüdyo, senaryoyu tam istediği şekilde yapabilmesi için ona zaman verdi. Batman üçlemesini tamamlamadan 2010 yılında Inception (Başlangıç) vizyona girdi. Oyuncu kadrosunda Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page, Marion Cotillard ve her zaman olduğu gibi Michael Caine yer aldı.

Film ‘zaman’ ve ‘rüya’ kavramını derinlemesine inceledi. Felsefi ve şiirsel temaların altında çocuklarını görmek isteyen bir babanın duygusal hikayesini de anlatmayı başardı. Yazdığı akıllıca senaryoyu, farklı çekim teknikleri ve yenilikçi vizyonuyla harmanlayarak çoğu film eleştirmenin ‘2010’un En İyi Filmleri’ listesinde birinci sırada yer aldı. Sight & Sound dergisi yazarlarından Mark Kermode film için: ‘Inception, sinema izleyicilerinin salak olmadığının ve büyük bütçeli film ile sanat kavramının başarılı bir şekilde buluşturulabileceğini kanıtlıyor.’ demiştir.

Film, 8 dalda Oscar adayı olup, teknik alanda olan adaylıklardan dördünü kazandı. Nolan, En İyi Senaryo ve yapımcı karısıyla En İyi Film kategorilerinde adaylığını gösterirken; Hans Zimmer En İyi Film Müziği dalında adaylık aldı. Dünya genelinde 820 milyon dolar hasılat getirerek, Nolan’ın finansal açıdan başarılı bir film yapması için filmin adında ‘Batman’ kelimesi geçmesi gerekmediğini gösterdi. Zaman geçtikçe kritikler arasında film, gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olarak görüldü ve bizim de favori filmlerimiz arasına girdi.

Batman’in Sonu

Inception’dan sonra Batman serisine geri dönme konusunda endişeleri olan Nolan, kardeşi Jonathan ve Batman filmlerinde yazı partneri David S. Goyer ile üçlemeyi tamamlayacak hikayeyi yazdıktan sonra seriyi kendi bitirme kararı aldı. The Dark Knight Rises (Kara Şövalye Yükseliyor) 2012 tarihinde vizyona girdi. Batman’in düşmanı için bu sefer Bane karakterini seçen Nolan, rol için Inception’da yardımcı karakterlerden birini oynayan Tom Hardy’i seçti.

Hardy rol için 20 kilo alarak üç ay dövüş teknikleri üzerinde çalıştı. Yardımcı kötü karakter olarak Catwoman’ı tekrardan beyaz perdeye uyarlamayı seçen Nolan, rol için Anne Hathaway’de karar kıldı. Inception’dan Marion Cotillard ve Joseph Gordon-Levitt’i de kadroya katan Nolan, Heath Ledger’ın anısına filmde Joker’le alakalı hiçbir diyalog bulundurmamayı tercih etti.

Üçlemenin ilk filminde ‘korku’, ikinci filmde ‘kaos’ ve bu son filminde ise ‘acı’ temasını işleyen Nolan, bu son filmle eleştirilere de maruz kaldı.

Üçüncü filmin, serinin ilk iki filmine kıyasla daha kötü olduğunu söyleyen film eleştirmenlerinin yanı sıra filme serinin en iyi filmi diyenler de oldu. The Associated Press’ten Christy Lemire filmi şöyle yorumlamıştır:

’Nolan’dan alışık olduğumuz derecede iddialı ve görsel olarak muazzam. Fakat fazla karışık hikayesi dikkatli bakıldığında boşlukların görülmesine yol açıyor. İşte bu kadar eşi benzeri olmayan ve bu kadar hayal gücü geniş bir yönetmen olursanız, izleyenler de her seferinde sizden eşi benzeri olmayan bir şey bekler. Bunun altında yapacağınız her neyse bir hayal kırıklığı olarak görülür. Christopher Nolan’ın dezavantajı da bu.’’

Film serinin önceki filmleri kadar beğenilmemesi ve ödül törenlerinde boy göstermemesine rağmen 1 milyar dolar üzerinde hasılat yaparak Nolan’ın finansal başarılarını devam ettirmiştir.

Filmin vizyona çıktığı gün Colorado eyaletinin Aurora şehrinde bir gece yarısı seansında silahlı bir kişi salonu basarak ateş açtı. Saldırıda 58 kişi yaralanırken 12 kişi hayatını kaybetti. Christopher Nolan ve Warner Bros. saldırıdan sonra hayatını kaybedenler için başsağlığında bulunduğu bir bildiri yayınladı.

Batman üçlemesinden sonra Warner Bros. Nolan’dan Superman karakterini de geri getirmesini istedi. Nolan yönetmenlik koltuğunu geri çevirerek sadece yapımcı olarak görev yaptı. Kendi Batman filmlerinden farklı bir evrende geçecek olan filmin yönetmenliği için Zack Snyder’ı önerdi.

Watchmen ve 300 filmlerinde süper kahramanları gerçek karakterler olarak yansıttığından ötürü tarzını beğendiğini ve Superman için iyi bir seçim olduğunu dile getirdi. 2013 yılında Henry Cavill’ı Superman rolünde izlediğimiz Man of Steel vizyona girdi. Nolan’ın Batman filmleri kadar övgü almayıp eleştirmenleri ikiye bölse de gişede 600 milyon dolar hasılat elde etti.

Bir Sonraki Hedef: ‘Yıldızlar’

Christopher Nolan Inception’ı yaptığı sırada, kardeşi Jonathan Nolan Interstellar (Yıldızlararası) adında bir senaryo yazdı. Steven Spielberg’in ilgisini çeken senaryo, yıldızlararası yolculuk ve kara delikler üzerine yapılan gerçek araştırmalara dayanmaktaydı. Spielberg Lincoln’ü yapmaya karar verince, abisi Christopher Nolan yönetmenlik koltuğuna geçti.

Filmde Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain ve Michael Caine rol aldı. Kendi filmini çekmek için bu filmde görüntü yönetmenliği yapmayan Wally Pfister’ın yerine Hoyte van Hoytema ile çalışan bilimsel gerçeklere olabildiği kadar dayanmaya çalıştı.

Kara deliklerle ilgili araştırmalarıyla meşhur fizikçi Kip Thorne ile yakından çalışan Nolan, 2014 yılında vizyona giren filmiyle eleştirmenleri ikiye böldü. Görsel şöleni ve insan ırkı hakkında sorduğu derin sorular sebebiyle beğenilen filmi, bazı eleştirmenler kendini beğenmiş ve sıkıcı buldu.

Keşifler sonucu insanların pişmanlık, özlem ve sevgi duylarını derinlemesine işleyen Nolan, filmde kullanabildiği kadar pratik efekt kullanıp özel efektlerle birlikte düzgün bir şekilde karışmasını istedi. Film teknik alanlarda 5 dalda Oscar adayı oldu ve En İyi Özel Efekt kategorisinde ödüle layık görüldü. Hans Zimmer’ın müziği de bazı kritikler tarafından fazla sesli ve gürültülü olarak anıldı, bazı kritikler tarafından ise filmi uyum sağladığı belirtildi.

Christopher Nolan Gelecek Filmleri

2015 yılında Quay adında Quay kardeşlerin animasyon türünde elde ettiği başarıları anlatan kısa bir belgesel yaptı. Bütün filmlerini ‘filme’ çeken ve dijital çekimlere karşı olan Nolan, Amerika’da film korunmasına yardımda bulunan hayır kurumlarına bağışta bulundu. Martin Scorsese ile birlikte Ulusal Film Koruma Kurulu’na başkan seçilen Nolan, 21. Yüzyılda film şeritlerinin kullanılması için savaşını vermeye devam ediyor.

2017 senesinde II. Dünya Savaşı sırasında geçen İngiliz askerlerin Fransa’dan çıkışını anlatan Dunkirk vizyona girdi. Nolan film için, ‘izleyenlerin bütün algılarına hitap edecek, neredeyse hiç diyalog olmayan deneysel bir film’ yorumunda bulunmuştur. 1910-1950 arasında çekilen sessiz savaş filmlerinden ilham aldığını da belirtir. Filmde Tom Hardy, Kenneth Branagh, Harry Styles ve Cillian Murphy rol aldı. Eleştirmenler tarafından büyük övgüler alan Dunkirk’in adını seneye ödül törenlerinde fazlaca duyacağız gibi gözüküyor. Sitemizde de filmin analizini bulabilirsiniz. Ve gittikten sonra ya da öncesinde bilgi depolamak için Dunkirk tarihiyle ilgili bilmeniz gereken 5 detayı yine yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Sizin en sevdiğiniz Christopher Nolan filmi hangisi? Bir sonraki projesi için orijinal bir film mi, yoksa James Bond gibi bir seriye mi dahil olmasını istiyorsunuz?

Paylaş
Yazar
Tan Ağırkaya