Zack Snyder Kimdir? Çizgi Roman Uyarlamalarıyla Ünlenen Yönetmeni Ne Kadar Yakından Tanıyorsunuz?

39
Görüntülenme
Zack Snyder kimdir

Büyük bütçeli aksiyon filmleri, görsel yeteneği ve ünlü çizgi romanların film adaptasyonlarıyla tanıdığımız Zack Snyder’i ne kadar yakından tanıyorsunuz?

Zack Snyder Kimdir?

Zachary Edward Snyder, 1 Mart 1966’da ABD’nin Wisconsin eyaletinde doğdu. Annesi Marsha ressam, babası Ed ise ünlü yönetmenin daha sonra okuyacağı Dayrcroft Okulu’nda fotoğrafçılık öğretiyordu.

Annesinden görüp heveslenerek İngiltere’de Heatherley School of Fine Art okulunda bir sene resim bölümünde okuduktan sonra, Art Center College of Design’a geçip oradan mezun oldu. Resim okumadan önce sinemaya merak saran Snyder, liseden mezun olduktan sonra BMW ve Nike gibi markaların reklam filmlerinde görüntü yönetmeni olarak işe başladı. Daha sonra yönetmenliğe de soyunan Snyder, 1990 yılında Michael Jordan ile çektiği kısa belgesel ile adını duyurdu.

Michael Jordan – Playground Behind the Scenes

Bu arada dört çocuk yaptığı eşi Denise Weber’dan boşanan Snyder, çektiği reklam filmlerinde tanıştığı yapımcı Kirsten Elin ile bir ilişkiye başladı. Evlenmeyen çift iki çocuğa sahip olduktan sonra ayrılmaya karar verdi.

Hollywood’a Giriş

2004 yılında 1978 senesindeki klasik zombi filmi olan Dawn of the Dead (Ölülerin Şafağı)’i modern bir izleyici kitlesi için tekrardan çekme kararı alan Universal Studios, yönetmen koltuğunu Snyder’a teklif etti. Başlarda çekingen olan Snyder, kendi tarzını ilk kez uzun metraj bir filme yansıtacağı şansı kaçırmamak adına kabul etti. Orijinal filmden daha iyi sayılan nadir ‘yeniden çekim’ (remake)lerden biri sayılan Dawn of the Dead, hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden olumlu yorumlar aldı. 26 milyon dolarlık bir bütçeye karşılık gişede dünya genelinde 102 milyon dolar hasılat elde ederek Snyder’e ilk filmiyle başarıyı tattırdı.

Bu filmi çekerken tanıştığı kostüm süpervizörü ve yapımcı Deborah Johnson ile evlendi ve iki çocuk evlat edindi. Çift hala beraber ilişkilerine devam etmektedir.

Çizgi Roman Filmleri Kara Deliği

Çizgi roman tutkunu olan Snyder, 2006 yılında 300 (300 Spartalı) çizgi romanını aynı isimle sinema perdesine uyarladı. Yönetmenliğin yanı sıra ilk kez bir filmin senaristliğini de yapan Snyder, bu filmde nasıl bir yönetmen olduğunu Hollywood’a gösterdi. Büyük aksiyon sahneleri, slow-motion, aynı tonda renkleri kullanması ve vahşilikten sakınmayan karakteriyle ünlü oldu. Hasılatında bütçesini üçe katlayan film, Snyder için bir başarı daha oldu. Bir sonraki filmi için neredeyse bütün çizgi roman hayranlarının ‘filme adapte edilemeyen tek kitap’ dedikleri romanı sinemaya uyarlamayı tercih etti.

2009 senesinde büyük uğraşlarla beyaz perdeye uyarladığı 2 saat 42 dakikalık Watchmen’i vizyona girdi. Film eleştirmenler ve çizgi romanın hayranları tarafından kitaba sadık kalınmadığı için sertçe eleştirilse de; Snyder’in görsel yeteneği konusunda ortak bir anlaşmaya varıldı. Kitabın sayfalarını kendi karanlık ve dramatik vizyonuyla canlandıran Snyder, filmin DVD’sinde 3 saat 35 dakikalık Director’s Cut (Yönetmenin Versiyonu)’ı eklemeyi unutmadı. Filmin orijinal versiyonu uzunluğu bakımından eleştirilirken, bu daha da uzun versiyonu eleştirmenler tarafından topa tutuldu. Filmi beğenen ve seven izleyiciler olsa da bu film sitelerinde %50-60 arasında puan alan filmi yukarılara taşımaya yetmedi.

Ertesi sene bu sefer kendini animasyon türüne atan Snyder, Legend of the Guardians: The Owls of Ga’Hoole (Baykuşu Krallığı Efsanesi) filmini çekti. Filmde birçok baykuş kabilesinin arasındaki savaş anlatırken, Synder böyle bir konuyu bu kadar dramatik bir gözle yansıttığı için övgüler aldı. Animasyon olsa da artık imzası haline ‘aksiyon sahnelerinde slow-motion kullanma’ burada da gösterdi. Film gişede büyük bir başarı elde edememiş olmasına karşın, ‘en güzel gözüken animasyon filmlerinden biri’ ünvanını aldı.

Bir yıl sonra hikayesini yazıp yönettiği Sucker Punch, üvey babası tarafından akıl hastanesine kapatılan Babydoll’un kendisine baskı yapan yöneticilerden kurtulmak için arkadaşlarıyla verdiği savaşı konu edindi ve filmde Emily Browning, Vanessa Hudgens, Jon Hamm gibi isimler oynadı. Bu sefer filminde ejderhalar, samuraylar ve hayal gücünü zorlayan birçok öge daha kullandı. Film hikayesinin zayıflığı ve karışıklığı sebebiyle eleştirildi. Çoğu kritik Snyder hakkında: ‘Sinema işinde olmak istiyorsa görüntü yönetmenliğini seçebilir çünkü o bir hikaye anlatıcısı değil.’ yorumlarında bulundu.

Süper Kahramanlar

Fox tarafından birçok kez X-Men filmlerini yönetilmesi istense de Snyder, Warner Bros. için Superman karakterini geri getirerek 2013 yılında Man of Steel’i yapmaya karar verdi. Jared Palecki ve Channing Tatum gibi isimlerinden içinden sıyrılan Henry Cavill’i karakterin modern versiyonu olarak rol için seçen Snyder, klasik Superman hayat tarzından daha çok Clark Kent olarak çocukluğu ve aile hayatına inerek daha kişisel bir çizgi roman filmi yaptı. Filmde renkleri soluk bir halde kullanması ve kesintisiz bir şekilde yaklaşık 15-20 dakikalık aksiyon sahneleri çekme kararıyla eleştirilere maruz kaldı. Buna rağmen Henry Cavill’i dünyaya ‘yeni Superman’ olarak tanıtmakta başarılı oldu.

Snyder’in bu versiyonundan memnun kalan DC ve Warner Bros. çizgi romanların en ünlü iki karakterini ilk kez bir filmde buluşturmaya karar verdi. Ve bu sorumluluğu üstlenmesi için Zack Snyder’e başvurdu.  Bunun büyük bir risk olduğunu bilen Snyder, yine de işi kabul ederek 2016’daki Batman v Superman: Dawn of Justice (Batman v Superman: Adaletin Şafağı) için kolları sıvadı.

DC için yeni bir ‘sinematik evren’ yaratan Snyder’in film için ilk görevi yeni bir jenerasyon tarafından karakter için kabul görecek bir Batman seçmek olacaktı. Rol için Ryan Gosling’den Josh Brolin’e kadar isimle görüşen Snyder, en sonunda Warner Bros. ile iyi bir ilişkisi olan Ben Affleck ile anlaştı. Bu karar çoğu hayran ve film kritiğine şok olarak geldi. Bu tercihi başta beğenmeyen takipçiler, film gösterime girdikten sonra fikirlerinde bir U dönüşü yaptılar.

Affleck film için fiziksel çalışmalara başlarken; senarist arama çalışmaları başladı. Affleck bir önceki filmi olan Argo’nun Oscar ödüllü senaristi Chris Terrio’yu önerdi. Görüşmelerden sonra kadroya dahil edilen Terrio, David S. Goyer tarafından yazılan hikayeyi değiştirerek yeniden yazdı. Filmin daha çok ‘Justice League için zemin hazırlanması’ istendi. Bu yüzden filme Wonder Woman, Doomsday ve Lex Luthor karakterleri eklendi. Snyder’in kendi isteği üzerine de Bruce Wayne’in Batman olma hikayesi de eklendi.

Wonder Woman için farklı bir yere yönelen Snyder, Fast and Furious (Hızlı ve Öfkeli) filmlerinde izlediğimiz Gal Gadot’ta karar kıldı. Yine hayranlar tarafından beğenilmeyen bu karar, filmden sonra takdir edildi ve 2017’de çıkan Wonder Woman solo filminden sonra doğru bulundu.

Lex Luthor için bütün sosyal medya uygulamalarından Bryan Cranston tercihini destekleyen hayranlar Snyder tarafından bir kez daha şoka uğrayacaklardı. Sürpriz bir şekilde The Social Network (Sosyal Ağ)’ten tanıdığımız Jesse Eisenberg rol için seçildi. Hayranlar Twitter’da ‘Eisenberg hayır, Heisenberg evet’ kampanyası başlatsa da verilen karar değişmedi. Kendini beğenmiş, babasının şımarık ve züppe çocuğu olarak yazılan Lex Luthor karakteri film vizyona girdikten sonra izleyicilerin çoğu tarafından olumsuz eleştirilere maruz kaldı, hatta Eisenberg’ün performansı nefretin de adresi oldu.

Film, Batman ve Superman kavgasının sadece birkaç dakika sürmesi, çoğu karakterin zorla sıkıştırılması, karakterlerin hikayeye etkileri ve uzun süresinden dolayı eleştirildi. Bu filmden sonra Justice League (Adalet Birliği)ve Justice League Part Two (Adalet Birliği Bölüm İki) için Snyder’in yönetmen koltuğuna oturması da bu karakterlerle büyüyen tutkunları endişelendirdi.

17 Kasım 2017’de vizyona girecek Justice League için Flash, Batman, Wonder Woman, Aquaman, Cyborg ve Superman karakterlerini kullanacak Snyder, filmin kötü adamı için ise çoğu izleyici tarafından bilinmeyen Steppenwolf’u seçti. Çekimlerde filme birkaç ek sahne eklenmesini isteyen stüdyo bu sahneleri yazması için önceden Marvel için Avengers (Yenilmezler)’ın yönetmenlik koltuğuna oturan Joss Whedon’ı ekibe kattı.

Mart 2017’de yönetmenlik koltuğundan ayrıldı. İlk evliliğinden olan 20 yaşındaki kızı Sarah’nın intiharı sonucu bu kararı aldığını açıklayan Snyder şu cümleleri söyledi: ‘Bunu kamuoyuna açıklamayarak filmi bitirmek istemiştik fakat bunu yapamadığımıza karar verdik. (Filmin yapımcılarından biri olan eşi) Deborah ile çocuklarımızın yanında olmayı ve aile bağlarımızın zedelenmemesini istiyoruz. Filmin muhteşem olmasını istiyorum, ben de bu karakterlerin tutkunlarından biriyim. Hayranlar bu karar sonrasında endişelenecekler, biliyorum ama, bana ihtiyacı olan yedi çocuğum daha var. Joss (Whedon), benim yerime geçerek filmi tamamlayacak. Ama eninde sonunda bu sadece bir film. Çok iyi bir film. Ama sonuçta sadece bir film.’

Kızının zamansız ölümü sonrası film kariyerine ara veren Snyder’in gelecek projeleri arasında süper kahramanların devam filmi Justice League Part Two ve Afganistan’da iki Amerikan askerin savaşla imtihanını anlatacak The Last Photograph var.

Siz Snyder’in filmlerini beğeniyor musunuz? Film tekniklerini ‘aşırı’ mı yoksa ‘yerinde’ mi buluyorsunuz? Sadece görüntü yönetmenliği mi yapmasını tercih edersiniz, yoksa filmlerindeki hikaye anlatımından mutlu musunuz?

Küçükken kasetten filmleri izlerdim, sonra CD’lere geçtim, şimdi ise dijital dünyanın içinde kaybolmuş durumdayım. Kendimi bildim bileli ‘Film önerir misin?’ diyen herkese film önerdim. Yemedim izledim, sınavlara çalışmadım izledim, hep izledim. Bazen uyumadım izledim. İyi filmleri takdir etmek için kötü filmleri de izlemem gerektiğini gördüm, o yüzden bazen de istemeyerek izledim. Ortaokuldan itibaren her gün en az 1 film izlemeye başladım. Daha sonra bu film tutkum, film yapma tutkusuna dönüştü. Yaşadığım olumsuz olayları, olumlu tecrübelerimle birleştirip senaryo yazmaya başladım. Kısa filmler yazdım, uzun metraj filmler yazdım, hikayeler ve bir tane de roman yazdım. İnterneti keşfedince filmlerim dışında, başkalarının filmleri üzerinde yazılar yazmaya başladım. Kimsenin okumadığı bir blog açtım ve kimsenin bakmadığı bir YouTube kanalında, kimsenin izlemediği kısa filmlerimi paylaşmaya devam ediyorum.

Yanıt Bırak

Yorumunuzu girin
İsminizi girin